11 Ocak 2012 Çarşamba

İzmir'in Suçu Ne?



Ne şehirmiş arkadaş anlayamadım, herkes hakkında bişeyler söylüyor, bilsede bilmesede, görsede görmesede, yaşasada yaşamasada herkesin bu şehir hakkında fikri var. Seveni de var sevmeyeni de hatta nefret eden bile var. Evet gayet ciddiyim nefret edenler var. Peki neden bir insan bir şehirden nefret eder? Bir şehir bir insana ne yapabilir veya ne yapmış olabilir?        
Başlıktanda anladığınız gibi İzmir’den bahsediyorum. Hani şu kimileri için rüya gibi güzel olan, bir kimliği bir duruşu bir karakteri olan, ülkemizin üçüncü büyük ili olarak adlandırlan İzmir’den. Bazıları için ise bu şehir rüya değilde tam bir kabusmuş meğer. Hiç gelişim göstermiyor, belediyesi çalışmıyor, metrosu bitmiyor, trafiği gitmiyor, belediye otobüsleri gelmiyor... Bir Kayseri bir Konya bir Ankara ne kadar gelişmiş ama İzmir gelişmek bir yana daha çok geriye gidiyormuş...Belirli periyotlarla artık bunları duymaktan bıktım ve tiksindim. Yok hani bide baksan bunları söylenlerin çoğu İzmir’de falan yaşamıyor, sadece bu hani bir kimliği var dedik ya ona karşı olduğu için söylüyor o kadar. Ha tamam İzmir’de yaşayıp bunları söyleyen arkadaşlar yok mu tabiki de var. Haklıda olabilirler bunada birşey demiyorum, doğrudur her şehir gibi İzmir’inde sıkıntıları vardır ama insan artık bunu aynı tarz insanlardan sık sık duymaya başlayınca açıkçası bir  kötü niyet aramadan da edemiyor. Madem beğenmiyorsun gelmeyeceksin o zaman, ha zaten İzmir’de mi yaşıyorum diyorsun göç diye birşey var beğenmiyorsan siktir olur gidersin o gelişen, büyüyen, arşa yükselen Konya’ya Kayseri’ye. Birde buna kıl oluyorum “Konya Kayseri gelişiyor” lan sen neye dayanarak İzmir ile Konya’yı Kayseri’yi kıyaslıyorsun, madem kıyaslıyorsun araştır bi bak bakalım Konya yılda ne kadar göç alıyor? Kayseri ne kadar göç alıyor? Birde sonra gel bak İzmir ne kadar göç alıyor. Madem iğrenç yaşanmaz bir şehir, gelişmiyor daha çok geriye gidiyor, eee peki neden bu senin överek bitiremediğin şehirlerden daha çok göç alıyor? Haaa birde bu bok atan şahıslarda konu İzmir kızları oldumu nedense bir yavşama bir yumuşama seziyorum, göt düşmesi safhaları başlıyor.

Dediğim gibi her sehrin büyük küçük sorunları vardır, sorunsuz olmasıda imkansızdır. Ama nedendir bilinmez İzmir’dekiler sorun değilde felaketmiş gibi anlatılır. Gelişimden büyümekten anladığımız gökdelenler, koca koca AVMler, şehrin göbeğindeki fabrikalar oluncada haliyle “İzmir çok geri kaldı” diye yırtınmalar başlıyor. O gelişim dediğimiz şey eğitime, sanata, kültüre, insan yaşamına, düşüncelere, özgürlüğe önem vermek olabilirmi diye düşünen yok ne yazık ki.

Evet abi kabul!!! biz bu kötü, iğrenç, yaşanmaz, metrosu bitmeyen, yolları devamlı kazılan, trafiği gitmeyen şehirde yaşamayı seviyoruz. Size ne abi biz belki bu işkenceyi seviyoruz, böyle mutlu oluyoruz. Yaşayız tarzımız bu belkide. Siz ne kadar kötü desenizde biz mutluyuz bu şehirde.  İşte asıl önemli nokta bu, bu şehre kötü diye kıçını yırtanların kaldıramadığı şey: İzmirlilerin İzmirde mutlu olması ve heryerde sonuna kadar bu şehre sahip çıkması.

9 Ocak 2012 Pazartesi

Kıskanırım Seni Ben

Çok saygıdeğer okuyucularımız, sevgili dostlar, blogdaşlar (üç beş okuyucumuz var, içlerinden 1 tane yorum yapan ya çıkıyor ya çıkmıyor  böyle hitap etmezsek onlarıda kaçırcaz wallah) hepinizi saygıyla selamlıyorum. Gecenin bu saatinde kıskançlık konusu kafama takıldı. Aslında kafama takılan kıskanmaktan ziyade, bu kıskançlığa kılıf uydurma sözleri vardır ya, onlar oldu.

Doğaldır abi aslında kıskanmak, hangimiz Ferrarisinde taş gibi hatunla bööööööğtthhh diye bağırtarak geçen piçi kıskanmadık ki? Demekdik mi “işte bu eraspııı evlatları yaşıyor hayatı” diye. Hah işte bunu diyorsanız herşey normal ama benim takıldığım bu kıskançlığı örtmek için bir kılıf uydurmak. Mesela biz erkekler arasında yaygındır, “geçen bi hatun gördüm rüya gibi yanında bi tip var resmen götüme kaş göz çizsem daha yakışıklı olur”. Bi siktir ordan, işte bu çekememenin doruk noktalarıdır. Öncelikle hatunu görünce göt düşer. Ve sonra bende ne sorun var da ben böyle bir hatunla takılamıyom diye düşünmenin akabinde gelen o kızla takılanın çocuğa bok atma sürecidir. Toplumsal olarakta bu gibi durumları özetleyen sözler türetmişizdir aslında (bkz. allah  her güzele bir çirkin, her çirkine de bir güzel nasip edermiş). Yani biraz sosyolojik bir sorun, akademik olarak araştırılması gerekli.

Bu birçok alanda da böyledir; zengin biriyle tanışır haram para kazanıyor yavşaklar, başarılı birini görür yalakalık geldi bu durumlara. Birde bu başarılı kişi bir bayan ise offff bak sen cümbüşe, “yöneticisi vermekten, patronuna saksofon çalmaya, öğretmeniyle geçireceği çılgın geceler için zilli tangalar, kırmızı babydoller almaya” kadar herşey üretilir. O hatun sadece azimli, çalışkan ve zeki olduğu için başarı olma ihtimalini kimse göremez. Bunun altında yatan ruhsal problem için pek yorum yapmak istemiyorum ama başarı anahtarı olarak da bu gibi şeyleri görmek çok da aklı başında insan işi olmasa gerek.

Birde bu kıskanma olayı hemcinsler arası daha yaygındır, kızlar kızları, erkeklerde erkekleri daha çok kıskanır. Ama benim dikkatimi çeken, erkekler daha çok başarıyı kıskanır ve bok atarken, kızlar dış görünüşe yöneliyor. Kendisinden daha güzel bi hatun gördüklerinde “ayyyy ne kadar çirkin olmuuuuşşşş, kıyafete bak!!! hiç giyinmesini bilmiyor, hele şu makyaj: yüzü Salvador Dali tablosu gibi”. Şerefsizim bir ortamda kızlar birbirlerini, benim onları kestiğimden daha çok kesiyor ve daha dikkatli olarak bakıyorlar. Rekabet içgüdüsü herhalde.

Bu arada dostlar geçen bir bloga denkgeldim, nasıl saçma sapan yazılar, nasıl basit espiriler, devamlı cinsellik üzerine ama anlamıyorum abi binlerce takipçisi, yazılarda yüzlerce yorumu var...ehüü ehüü J

Bir de Bunlara Bakın DERİM!!!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...