27 Aralık 2011 Salı

Evlenmeliyimmm

Nasıl beceriyorum bende bilmiyorum ama evlenme delisi, beyaz gelinlik hayalleri kuran kısacası koca arayan kızları seçebiliyorum. Gidip gidip onları bulmam artık tesadüfün üstünde birşey oldu. Aslında burda bulmaktan kastettiğim bir ilişki yaşamak bile değil, kafamdan geçirmem yetiyor. “Bu hatun ne kadar güzelmiş, bir yolunu bulup yazılmak lazım” diye birşeyler kurdum mu kafamda o kızdan bir daha hayır gelmiyor. En sonuncusu kocaya kaçtı mesela. Biri daha ilk buluşmada senin daha askerlik var dimi? diye sordu (ikinci bi buluşma olmadı o ayrı mesele). Hem daha tanışmadık bile adam akıllı, belki benim tuhaf fantazilerim var, kelepçeli, kırbaçlı, kılıçlı, kamalı falan.

Hayır, yanlış anlamayın, onların başkalarıyla evlenmelerine falan gücenmiyorum, benim anlamadığım konu ben bu kadar evliliğe uzak iken neden hep böyle kızlardan hoşlanıyorum. Abi hani şu kızların ünlü sözü vardır ya “erkekler her 8 saniyede bir seks düşünür” diye, şerefsizim her 8 saniyede bir “hemen evlenmeliyim” “koca bulmalıyım” diye düşünen hatunlar da var.  Hiç  mi çıkmaz insanın karşına; ben evlenmeyi düşünmüyorum, gezelim tozalım, eğlenelim, içelim şıçalım, takılalım, orgazm çığlıkları atalım gerisi saldım çayıra diyen bi hatun, çok üzülüyorum valla çooook.

Birde farklı bir durum daha var ki içler acısı, hani şu kaşar diye tabir ettiğimiz hatunlar varya, onlarda denkgeliyor bana ve benim karşımda peygamber torunu rolü oynuyorlar. Bir ehl-i namus, bir cici ev kızı, gece falan çıkmayan, hayatında çok az erkek arkadaşı olmuş kız pozları başlıyor. Şerefsizim kendimi kötü hissediyorum onu görünce. Akabinde:  ben artık çocukca ilişkiler, flörtler istemiyorum, sevip sevilebileceğim, ciddi, sonu evlilikle bitecek, mutlu olacağım bi ilişki arıyorum... iyide arkadaşım bana gelesiye kadar niye hiç evlilik düşünmedinde, benle tanışınca böyle radikal kararlar aldın?  Anlamıyorum anlımda enayi yazan bi tabelayla geziyorumda benim mi haberim yok. Hani işim gücüm, evim, arabam, param falan olsa bunlara anlam verecem ama, yoook...

Sonuç olarak dostlar aşk, evlilik öyle “mutlaka aşık olup evlenmeliyim” kafasıyla olacağına hiç inanmıyorum. Bu mantıkda bizim bazı masum kızlarımızın kafasına nasıl yerleşti onu hiç mi çözemiyorum. İnsanlar genel olarak mutluluk için evlenirler ama evlilik sonrası nedense bu mutluluk hedefi yerini, yeni alınan eşya borçlarını denkleştirememe, kiraya yetişememe, kadının/kocanın ailelerinin yaptığı dırdıra dayanamama gibi çeşitli dertlere bırakmaktadır. Evlencem diye zıplar durursan bunu yaşamakta çok normaldir. Neyse sosyal mesajıda verdiğime göre hepinize MUTLULUKLAR diliyorum, esen kalın...

Yeni yıl Yeni yıl Yeni yıl...


Yeni yıl ne getirsin? Eğer elimdeki sevgilinin bir üst versiyonu, arabamın bir üst modeli, doubleks evin tripleksini dilerseniz noel babaya biraz haksızlık yaparsınız. Bilinenin aksine noel baba ayyaşın, pis adamın tekidir. O yüzden yılbaşı sadece dansöz, içki ve taciz anlamına gelir. Ee sonuçta noel baba burada yaşadı. Noel ritüellerinin en doğrusu burada olmalı. Kimbilir rahmetli de meydanlarda kadına kıza pandik atardı belki…

Sabahlara kadar içip sonra hala kullanabilirim ayaklarıyla direksiyonlara geçecek arkadaşların Hyundai sahibi olmalarını diliyorum. En azından sadece çarptığı insanları değil kendilerini de öldürmeleri için. Direksiyon başına geçmeyecek kadar hassas ve duyarlı olan alkoliklerse kustukları ticariyi süren bıyıklı ve ne dediği bile anlaşılmayan abiden küfür hatta dayak yiyecekler. Levyeyle dayak yeme fikri ne kadar kötü görünürse görünsün. Yine de bu yılbaşı ailesi ve akrabasıyla oturup bu yeni yıla da tombala mahkumu olarak girecek kulları düşünürsek “Cemal” abinin levyesi birden tatlı görünecektir göze. 10’dan geriye doğru saydıktan sonra içindeki çocuksu neşeyi beylik silahıyla ve apartmanların üst katlarındaki vatandaşla paylaşan zibidiler de olacak yine değil mi? Onlara tek dileğim o silahı indirip beline sokarken ya çükünü ya da götünü vurması. İnanın mümkün olabileceğini bilsem ikisini de aynı anda dilerdim ama, bir Türk için bile zor bir olasılık bu. Sonra pandik olayına gelirsek. Belki de o tipi bozuk arkadaşlar mabadı sıkmaya çalışmıyordur. Onlar sadece uğur için kırmızı don giydik mi diye kontrol eden noel babanın elemanlarıdır. Günümüzde “baba” kelimesinin ne kadar yozlaştırıldığını düşünürsek elemanların da iş üzerinde bir o kadar yozlaşmış. Kimisi hemcinsini kontrol edecek kadar hatta. İşte orada başlar sarhoş kavgası. Birbirlerinin suratına vurmaya çalışıp sayısız ıska geçen insan güruhu görürseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Neyse ki çok şiddetli kavgalar değildir bunlar. Güvercinlerin kur yapması gibi karşılıklı kusuşmalarla biter…

Yeni yıla nasıl girersen öyle gider derler ya. İşte sadece evde tombala oynayıp portakal yiyen kitle huzurla girer. Geri kalan genç kısım illa ki bir baş ağrısıyla girerler yeni takvimin ilk yaprağına. İster alkolden ister alkoliklerden isterse mabadı okşama aşkıyla yanan gençlerden gelir bu ağrı. Ama gelir. Hem sonra dünya barışını, süper sağlığı, ülkesel olarak refahı istemek, dilemek için çirkin bir gündür. Sadece kötü alışkanlıkları ritüel edindiğimiz bir günden nasıl böyle şeyler bekleriz. Bence sadece içelim, çiftler sevişsin, arkadaşlar görüşsün ve kapatalım gitsin. Merak etmeyin nasılsa hristiyanlar dağıtıyorlar “dünya barışını” ve “demokrasiyi”. Dilek kısmını onlara bırakalım.

Sahte rakıya dikkat!! Sahte bira FONDİPPPPP

26 Aralık 2011 Pazartesi

Yeni Yıl Sizsiniz

Yeni yıl, beklentiler, hayaller, değişim sözleri... Ne bekliyoruz ki bu kadar? Niçin bu kadar çok hayale kapılıyoruz? Takvimdeki numaraların değişimi bütün sorunlarımızı çözmemize mi yardımcı olacak? Tabiki de HAYIR!!!
Böyle bir düşünceye, ancak takvimlerin bizim hayatımızı yönettiği inancına sahipsek inanabiliriz (tamam kötü bir cümle kurdum). Ben size söyleyim arkadaşlar orada 2012 yazması bizler için hiçbir boku değiştirmeyecektir, eğer birşeyler değişirse hayatımızda, onları sadece bizler değiştirmiş olacağız. Ne gökten bişeyler inip bizlere yardım edecek, ne yeraltından bişeyler çıkıp elimizden tutacak, ne de parlak yıldızlar etrafımızda dans edecek...
Bu yeni yıl beklentileri, hayalleri, umutları, bize yaşadıklarımızdan, yaşamadıklarımızdan ve yaşayamadıklarımızdan duyduğumuz pişmanlığı hatırlatmıyor mu sizcede? Hayatımıza bir reset atmaya ne denli ihtiyacımız olduğunu...Hayallerimize, amaçlarımıza, umutlarımıza ulaşamadan hiçe gitmiş koca bir zamanı acımasızca yüzümüze vurmuyor mu?
Evet hepimiz biliyoruz bunun suçlusu ne geçen zaman, ne de takvimlerdeki rakamlar, sadece biz, kendimiz, yaptıklarımız ve yapamadıklarımız, ulaştıklarımız ve ulaşamadıklarımızla tek suçlu kendimiz...
Neyse bu yazı çok fazla arabesk gitmeye başladı. Uzuuuuun zaman sonra bir yazı yazıpta bu kadar dram yapmak çok güzel olmasa gerek. Hadi hepinizin yeni yılına çaktım, yeterki size bişey olmasın...

Bir de Bunlara Bakın DERİM!!!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...