9 Haziran 2011 Perşembe

BİR RAKI İÇESİM VAR Kİ SORMA


Yaz geldi ya bu çağrıya kulaklarımı tıkayamam artık. Deniz olan şehirde yaşamanın dayanılmaz taraflarından biridir bu. Ne zaman sıcak bir günü sonlandırmak üzere olan güneşin girerse denize yarısı ve sende görebiliyorsan bu manzarayı yokluktan bir anason kokusu gelir burnuna. Yüzüne tebessümü getirir, içine huzuru. Kafanda planlar dönmeye başlar sen farkında bile olmadan. Kimin geleceğini, kimle içmek istediğini düşünürsün. Şöyle arkadaşlarını gözden geçirir ve içtikten sonra başbakan veya kahraman olmayan birilerini bulmaya çalışırsın. Ahh o arkadaşlar yok mu? Kimisi içer hiçbir zaman anlaşamadığı insanları dövme, acıtma isteğini öylesine canlı döker ki dışarı bazen tutup yerine oturtmak zorunda kalırsın. Kimisi içer başlar belediyenin sorunlarından bir bakarsın ki AB’yi adam edeceğini sandığı projelerle karşında. Kimisi Müzeyyen Senar olur şakır karşında. Bildiği birkaç tane Türk Sanat müziği ezgisiyle. Bense hep en yalın arkadaşlarımı ararım. İçince harbiden güzelleşenlerden. Ne siyasetçi, ne şarkıcı, ne de öfke dolu bir birey. Sadece birkaç kadeh rakıdan sonra gözlerinde gerçek bakışı ve yüzünden düşen maskesiyle karşında oturanını. Anlattıkları içini yararcasına gelir dudaklarına. Ne haddinden fazla söz olur masada, ne bir iddia makamı, ne bir zanlı ne bir problem. Sadece bulmaya çalışırsın neler olduğunu. Hayatına objektif bakmaya çalışırsın. Alkolün kanına yaydığı sıcaklık ve ruhuna yaydığı cesaretle itiraf edersin kendine ne olduğunu. Fakir edebiyatından bahsetmiyorum elbette. Ya da bir isyandan. Sadece rakının sana verdiği o cesareti kendi üzerinde kullanmaktan bahsediyorum. Kaybettiğin bir sevgilinin veya bir yakınının senin hatandan dolayı seni terk ettiğini söyleyecek kadar kendine karşı dürüst olmaktan. Gözünden aşağı süzülen yaşlar olmamasına rağmen yüzünde senin yıllarca ağladığını belli eden yüz ifadesinden. İşte budur maskenin düşmesi. Hepimiz hayatlarımızda farklı insanlarız. Ailenin yanında başka biri, iş hayatında başka, yarin yanında başka… Bilmem sizde özlüyor musunuz kendinizi? Ya da daha önce farkına vardınız mı kendinizin? Bir çok insan var gördüğüm maskelerinin arasına hiç “kendine” vakti kalmamış. 40’lı yaşlardan sonra melankolik halleriyle tanırsınız onları. Ve klişe lafları vardır “Durup baktığım zaman” diye başlayan cümleleri çeyrek asırlık pişmanlıklarla doludur. Sadece gözlerinde donuk bir hüzün… Düşünmeye çalışınca yaşadıkları dramı anlatmaya o ifade az bile bence. Düşünsenize 40 yıl sadece başkalarını tatmin etmek için harcanmış bir hayat. Biraz da maskesiz olunmalı bence. O yüzden bırakın bir sahilde başkaları için savaşmayı. En azından bir süre için. Bir gün bile olsa teslim olun o sahil kenarında anasonun baştan çıkarma sözü veren kokusuna. Bakın gözle görülmez bir şey nasıl bırakacak paçanızı ve denize doğru akıp gidecek.

Otur o masaya ve sadece ortamın seni içine çekmesine müsaade et. Mezelerini seç. Ya da daha iyisi kendin yap. Patlıcan ezmesi, acılı ezme, haydarisi, beyaz peyniri, kavunu, karpuzu, balığı, eti ve daha nice mezelere açıktır rakı. Seni hapsetmez diğer içkiler gibi bir iki seçeneğe. Bir kültüre davet eder adeta. Bira, tekila, viski, votka gibi seni hızla içmeye davet etmez rakı. Oturmanı, geceni özel kılmanı, biraz daha planlı bir akşama çağırır seni. Zaten aksi durumda sihrini paylaşmaz seninle. Elinden gelse suya direnir rengini beyaza çevirmez. Rakı, senin o gece için arkadaşın, iyi bir arkadaşın olmak ister. Tek gecelik ama unutamadığın bir anı olmak ister. Bira gibi serinletmez belki, votka gibi salak bir hoplama zıplama isteği uyandırmaz, şarap gibi ağırlaştırmaz kanını, absinth gibi cinler göstermez sana,(Absinth: yeşil renkli %55 alkol oranlı bir içki gerisi hurafedir)… Sadece senin sen olduğunu iddia ettiğin şeyleri alır elinden ve gerçek yüzünle geri döner birkaç kadehlik bir süreçte. Sadece katılmak kalır sana… Geceye, denizin ve düşük sesli hoş bir şarkının sesine, belinden tuttuğun kadehin içindeki bulutları andıran o sıvıya…

Hiç yapmadıysanız ve insansanız (yani hızla ve zamanı belirsiz bir ölüme koşan bir canlı) bir deneyin derim. Neden rakının diğerlerinden farklı bir içki olduğunu görmek için belki. Belki sadece meraktan, belki üzüntüden, belki sevinçten… Karafakiden rakı kadehine dökülen ve arkadaşlara, şerefe kalkan kadehlerden içimize sızan aslan sütüne.. ŞEREFE!!!....

2 yorum:

  1. tamam içelim bigün ama sabah sabah değilde, sabaha kadar daha iyi bir zamanlama olur :)))

    YanıtlaSil

Bir de Bunlara Bakın DERİM!!!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...