25 Haziran 2011 Cumartesi

METRODAKİ TANRIÇA...


Dün metroda gördüğüm güzellik hala aklımdan çıkmıyor.. Tam Çankaya'da inerken metrodan gördüm onu. Klasiktir aslında böyle şeyler son 10 saniye kala falan cereyan eder. Şimdi adını bile bilmediğim bir kızın peşine düşesim var. Gidip aynı saatlerde metroya falan binsem mi diye düşünüyorum.. O kadar sapıttım yani. Keşke ayakkabısının bir teki falan olsaydı elimde a.q. Ya da bi DNA örneği falan. Olmaz ki. Nerede yüzüne bakınca bokunu getiren tipler var onlar için kaderin hiç acelesi yok. Ama ne zaman böyle bir rüya hatun görsem kader ileriye doğru ittiriyor. Neyse artık sürekli Bornovadan binmeli metroya. Ha bu arada bir ihtimal eğer bu yazıyı okursan güzelim. Dün Çankaya durağında metrodan inerken yüzüne bakıp çarpılan ve gerçeklik algısını yitiren adam benim. Bul beni adım Garabel. Bul beniiiiiiiiii!!!

İrtibat Numarası : 0 900 666 66 66

24 Haziran 2011 Cuma

Önemli Olan İç Güzellik (hadi yaa yalarım)

Hocam ben öyle “dış güzellik önemli değil, içi güzel olsun, öteki geçici” diyen lavuklardan değilim. Dış güzellik önemlidir kardeşim, hemde çok önemliiiiiii!!! Hem geçiciyse geçici amına koyım, öteki kalıcı o daha beter. Zaten önemli değil diyenlerede çok inanmıyorum, güzel bi karı gördülermi götleri düşüyo hepsinin. Yok neymiş ruh güzelliğiymiş önemli olan,  baksen allahallah. 


Hiç boşu boşuna kendinizi kandırmayın, güzellik herzaman birinci unsur olmuştur.
Bir insanı tanıyabilmek öyle hemen 3 günlük bir olay olsaydı, belki bu sözlere biraz olsun inanabilirdim ama maalesef ki uzun zaman geçirdikten sonra bile bazı insanları tanıyamıyoruz. Ya zaten tanışıp tanışmama kararını bile dış görünüşe göre alıyoruz. Haa bak bana şöyle derseler inanırım “dış güzellik görecelidir, değişkendir”...hani belki bu biraz kafama yatar. Ama direk silip atarsan dış güzellik hiç önemli değildir diye, o zaman hassik...


Haa şimdi diyeceksiniz ki güzel olmak, çirkin olmak kendi elinde olan bi olay değil, allah vergisi falan fişman...Yok hocam sadece allah vergisi falan değil, üstüne bişeyler katmak gerekiyor...Abi ne hatunlar var güzel diyemiyorsun ama acayip çekici (bkz. Asuman Krause)


Gelelim şu noktaya sadece dış güzellik yeterli mi? Tabi ki HAYIRRRR.  Zaten öyle bir iddaam da yok. Güzel ama aptal biriyle zaman geçirmek pek mümkün olası durmuyor. Akıl, zeka, dürüstlük vs. unsurlar da önemli ama bu unsurların ilk sırada olduğuna inanmıyorum. “Zeki ve dürüst olması benim için yeterli” diyenlerin kendilerine dürüst davrandıklarına da inanmıyorum. Böyle deyince de “hepsi bir arada olmuyor işte” diye bir yalan meydana çıkıyor, oluyor abi çokta güzel oluyor... sen sadece olmadığına inanmak istemişsin o kadar.


Neyse yaa boşuna tartışıyoruz, bu güzellik denilen şeyin bizim toplumumuzda sorun olmaması lazım. Bildiğiniz gibi bizim Türk kızlarının hepsi birer Angelina Jolie, Eva Mendez, Jennifer Lopez... 

17 Haziran 2011 Cuma

100 YILIN TUTULMASI.. AMAN DİKKAT!!!


Astrolojiye ne kadar inanma çabam olduysa, bizzat bu oluşumun kendisi beni iteledi kendinden öteye. Tam hızımı almış sevgilime öylesine şiddetli bir tekme atacakken "Aslan burçları bu dönemde ayrılık yaşamasın ara versin" diyen kadınımsı bir ses duydum televizyondan. Baktım harbiden kadınmış. Kız arkadaşımla beraber izledik üstelik. Koçum var mı böyle bir şey der gibi baktı, bense ben neredeyim, nasıl geldim buraya bakışıyla karşılık verdim. Velhasıl kelam atacağım o tekme hala bekliyor. Tabi beklemenin getirisi de biraz hevesimi kaçırdı. Bana da, hatuna da bir ölüm iyiliği geldi adeta. Kim kahvaltıyı hazırlasın soruları gitti, aniden hazırlanan kahvaltılar, haber vermeden yapılan kıyaklar vs. vs. Aynı çatı altında yaşayanlar bilirler, sizin haberiniz olmadan sizin için hazırlanmış bir küvet ve elinize içeceğinizin bile gelmesi birden lord gibi hissetmenize neden oluyor. İşte böyle durumlar çoğalınca bize bir şans daha verdik. Tutulmada benim ayrılmamam gerektiği ve hatunun burcunda ise yeniden aşk yaşayacağını haber vermişti ucube abla. Attı tuttu falan dedim ama insanın da hemencecik inanası gelmiyor değil. Şimdi kendimce bir teste tutuyorum astrolojiyi. Eğer 2 defa daha tutturursa eğilecem üstüne aha da yazdım oraya buraya. Şimdiden gözlerim o ucube ablaları arar oldu. Şans bu ya şimdi de çıkmazlar bir yere. Şimdi bekle ki bir daha tutulma olsun... Püff...

10 Haziran 2011 Cuma

ERKEĞİN 5 KÖTÜ ALIŞKANLIĞI...


Her erkeğin karşı koyamadığı adeta doğasında var olan davranışları var. Bilmem biraz çalışmayla belki bırakılabilir bunlar. Ama kimseye, en azından erkeklere bir rahatsızlık verdiğini sanmıyorum. Bugün hepimizin fark ettiği ama toplumun yazılı olmayan yasalarından önemli yasalarından “Görmezden Gel/Yokmuş gibi davran” kapsamında olduğu için pek dile getirilmez halka açık yerlerde. Bazıları bunları yaparken “king-kong” kadar ilkel ve cahil olsa da, genelinde nerdeyse amaçsız olarak yapılır.

SİGARA/ALKOL BIRAKILABİLİR.. AMA YÜRÜYÜP GEÇEN BİR KADININ KALÇALARINA BAKMAK?

ASLA!!!

İşte durdurulamaz bir olay. Kadın vücudunda bazı “uyuşturucu” madde etkisi yaratan bölgeler var erkekler üzerinde. Aslında 3 tane var. İlk aklıma gelen buydu düşününce. Nedense bir hatun (çok güzel veya sıradan) yanından geçince bir erkeğin, bu olay gerçekleşir. Bazen ters istikamete gitse bile hatun, fizik kurallarına meydan okuyan erkeğimiz arkasına döner bakar. Bir erkeğin yorulmadan yürümesine yardımcıdır. Yani önünden kalçaları güzel bir hatun yürüyorsa adam ülke sınırını geçebilir yürüyerek. Belki de çoğu zaman düşünüldüğü kadar erotik anlamlar taşımaz. Toplu iğneyle mıknatıs arasında ki bir ilişki gibidir. Kalçalara mıknatıs ve gözlere toplu iğne dersek. Mıknatıs yaklaşır ve iğneyi kapar. Dozlarında yapıldığında taraflar buna direnç göstermez. Aslında iki tarafın hoşuna bile gider. Bazı “iğneler” haddinden fazla yapışır mıknatısa. Ee kimse sevmez çok yapışkan şeyleri. Kalçaların dar pantolon içindeki ahenkli dansına fazla kapılmamak lazım.

KARDEŞ/ABİ/AMCA!!! TOP GELİYORR!! HADİ Bİ YARIMVOLE AT ;)

Mahallede orda burada top oynayan çocukların topunun size doğru yuvarlanmasıyla başlar. Sonra incecik bir çocuk sesiyle çığlığımsı bir rica. Abiiiiii!!! Topa vursana!! Bu olayında karşı konulamaz bir albenisi var erkekler üzerinde. İşte durup şık hareketler yapmaya çalışanından tutun da, topa orantısız bir güçle vurup daha zor bir yere kaçmasını sağlayanlara kadar. Hatta çocukların yanından ayrılamayan, ceketini çıkarmış gömleğinin kollarını sıvamış ve bacağı kadar çocuklarla top oynayan adam görmek çok da zor değil. Çocukların ricasını yerine getirmek yani o topa vurmak her yaşta yapılabilir. İşte bazen size abi derken, bir süre sonra amca demeye başlarlar. Zaten son sesleniş biçimidir erkeğe. Amca demeye başlarsa çocuklar size hayatta yapamadığınız şeylere yönelin der SIMON…

-YAPMA NECATİ O DOLAP 200 KG.

-GÖLGELERİN GÜCÜ ADINA!!!!

Bu özellik de birçoğu gibi ergenlik çağından sonra eklenir listeye. Evdeki ağır eşyaların yerini değiştiren her erkek atılır öne BIRAKIN!! Ne kadar ağır olduğu veya yapıp yapamayacağı önemli değildir. Sadece yüklenmeye çalışırı o ağır nesneyi. Çoğu zaman eşyanın taşınması başarılı olsa da, yaptığı “kahramanlık” erkeğin önündeki birkaç gün bel, kasık, omuz, kol gibi organlarında “akıllı ol oğlummm” diyen bir ağrı bırakır. Bu alışkanlık sadece ev içinde değil 7/24 aktiftir. Komşulardan başlayarak hiç tanımadığı insanlara o “acı kuvvetiyle” yardım edesi olan erkek dolu ortalıkta. İşte komşunuzun taşınmasından tutun, yolda kalmış bir araba başında bekleyen birinin “ Bir el atalım” çağrısına kadar. Böylesi durumlarda “kaba kuvvet” olarak kullanmakta fayda ver erkekleri. Ama sakın bozulan bir ev aletini ya da arabayı hedef göstermeyin. “Yetkili Servise paramı verecez amına koyimmm” diyerek zıpkın gibi fırlar yerinden. En cahili bile başlar parçaları sökmeye. Eğer çoktan başladıysa bir yorgunluk çayı verin. Zaten o yorgunluk çayı düşünmesi ve pes etmesi gerektiğini anlaması için yeterlidir genelde bir erkeğe. Ya da ne bileyim bir odunla vurun kafasına ayılana kadar kaçırın değerli eşyaları.

SU SESİ, PARA SESİ, KARI SESİ VE SEKSTEN BAHSEDEN BİR KADININ SESİ… (DİĞER 2 MIKNATIS)

Kadınların mıknatıs olma olaylarında bir diğeri. Hiçbir erkek yok ki seksi göndermelerle konuşan kadının çekim alanına kapılmasın. Hani şöyle sekse davet eden bakışlar atan sağa sola, ses tonunu fısıltı seviyelerine düşmüş ve erkeğin algısına adeta tokat atan kelimelerle konuşan bir kadın. Böyle bir kadın ister televizyonda olsun, ister yanında fazla direnç gösteremez buna erkekler. Fethedilmesi ne kadar kolay yaratıklarız yarab… J Ha zaten 3 mıknatıs olayı var dedim kalanını da yazayım. Tabi ki göğüsler. Aslında en büyük koz da budur bir bakıma. Göğüsler mıknatıs olmaktan çıkar, direk hipnotize eden 2 küreye dönüşür. Sende öyle bakarsın işte geleceği görecemmm umuduyla. Her erkeğin “gözü çarpar” göğüs çatalından biraz aşağıya düşen bir dekolteye. (Aslında çatalla da yetinenler var ama yazıp da mensubu olduğum türü batırmak istemiyorum) Hatta dekolte aşırı bir dekolteyse – Dur lan hepsini görürüm belki diye kocaaa günü harcayanlar var. Kitap gibi aslında göğüsler. Kitabı ne kadar okursan oku sonunu okumazsan o kitap bir anlam taşımaz olur. Aynen göğüslerde de öyle. Yani nerdeyse tamamını görseniz de uçlarını görmediğiniz zaman meraktan yapılmış bir hücreye düşme hissi uyanır. Bunun farkında olup ta bundan nemalanan kadınlarda yok değil. Aslında heyecan verici de kadınlardır. Sonuçta silahın varsa kullanacaksın arkadaş!!! ;)

SÜRÜ LİDERİ OLMA ÇABASI GİBİ BİR DEBELENİŞ…

Her erkekte vardır bu alfa(sürü lideri) olma durumları. İşte bahsettiğim güç gösterileri gibi örneklerle sürü liderliğine olan açlığını görürsünüz. Erkekler arasında ben şu kadar karıyla yattım, ben şu kadar saat yüzerim, paraşütle atlarım düşerken yumurta haşlarım, gel bir bilek güreşi yapalım da alayım aklını vs. örneklerle de görüleceği üzere alfa olmanın aşkıyla yanar birçoğu. Genelde en yaygın görülen birkaç durumu vardır. Ben çok fena içerim diyen bir erkeğin gözündedir alfa ateşi. Yapabildiğinden de değil ha. Sadece iddia eder. Limitlerini zorlar. Gider bir iki kusar gelir falan. Genelde alfa olmaya giden yolun en saçmasıdır. Çünkü o geceki rezaleti önündeki birkaç ay onun için kullanılacak lakaplarla son bulur. Mesela o girdiği grubun popüler mensuplarını sevmez bu tipler. En yakın zamanda da en ilkel şekillerde meydan okur J. Benim gördüğüm savunan taraf kazanmakta böyle siktiriboktan mücadeleleri. Ha alfa olmanın yolu ise genelde çok atmaktan geçer. Şu an ki liderlerimize bakın(siyasetçiler d idim? ) Sadece bol keseden atın ve inanları yanınıza çekin. İşte liderlik budur!!!

9 Haziran 2011 Perşembe

BİR RAKI İÇESİM VAR Kİ SORMA


Yaz geldi ya bu çağrıya kulaklarımı tıkayamam artık. Deniz olan şehirde yaşamanın dayanılmaz taraflarından biridir bu. Ne zaman sıcak bir günü sonlandırmak üzere olan güneşin girerse denize yarısı ve sende görebiliyorsan bu manzarayı yokluktan bir anason kokusu gelir burnuna. Yüzüne tebessümü getirir, içine huzuru. Kafanda planlar dönmeye başlar sen farkında bile olmadan. Kimin geleceğini, kimle içmek istediğini düşünürsün. Şöyle arkadaşlarını gözden geçirir ve içtikten sonra başbakan veya kahraman olmayan birilerini bulmaya çalışırsın. Ahh o arkadaşlar yok mu? Kimisi içer hiçbir zaman anlaşamadığı insanları dövme, acıtma isteğini öylesine canlı döker ki dışarı bazen tutup yerine oturtmak zorunda kalırsın. Kimisi içer başlar belediyenin sorunlarından bir bakarsın ki AB’yi adam edeceğini sandığı projelerle karşında. Kimisi Müzeyyen Senar olur şakır karşında. Bildiği birkaç tane Türk Sanat müziği ezgisiyle. Bense hep en yalın arkadaşlarımı ararım. İçince harbiden güzelleşenlerden. Ne siyasetçi, ne şarkıcı, ne de öfke dolu bir birey. Sadece birkaç kadeh rakıdan sonra gözlerinde gerçek bakışı ve yüzünden düşen maskesiyle karşında oturanını. Anlattıkları içini yararcasına gelir dudaklarına. Ne haddinden fazla söz olur masada, ne bir iddia makamı, ne bir zanlı ne bir problem. Sadece bulmaya çalışırsın neler olduğunu. Hayatına objektif bakmaya çalışırsın. Alkolün kanına yaydığı sıcaklık ve ruhuna yaydığı cesaretle itiraf edersin kendine ne olduğunu. Fakir edebiyatından bahsetmiyorum elbette. Ya da bir isyandan. Sadece rakının sana verdiği o cesareti kendi üzerinde kullanmaktan bahsediyorum. Kaybettiğin bir sevgilinin veya bir yakınının senin hatandan dolayı seni terk ettiğini söyleyecek kadar kendine karşı dürüst olmaktan. Gözünden aşağı süzülen yaşlar olmamasına rağmen yüzünde senin yıllarca ağladığını belli eden yüz ifadesinden. İşte budur maskenin düşmesi. Hepimiz hayatlarımızda farklı insanlarız. Ailenin yanında başka biri, iş hayatında başka, yarin yanında başka… Bilmem sizde özlüyor musunuz kendinizi? Ya da daha önce farkına vardınız mı kendinizin? Bir çok insan var gördüğüm maskelerinin arasına hiç “kendine” vakti kalmamış. 40’lı yaşlardan sonra melankolik halleriyle tanırsınız onları. Ve klişe lafları vardır “Durup baktığım zaman” diye başlayan cümleleri çeyrek asırlık pişmanlıklarla doludur. Sadece gözlerinde donuk bir hüzün… Düşünmeye çalışınca yaşadıkları dramı anlatmaya o ifade az bile bence. Düşünsenize 40 yıl sadece başkalarını tatmin etmek için harcanmış bir hayat. Biraz da maskesiz olunmalı bence. O yüzden bırakın bir sahilde başkaları için savaşmayı. En azından bir süre için. Bir gün bile olsa teslim olun o sahil kenarında anasonun baştan çıkarma sözü veren kokusuna. Bakın gözle görülmez bir şey nasıl bırakacak paçanızı ve denize doğru akıp gidecek.

Otur o masaya ve sadece ortamın seni içine çekmesine müsaade et. Mezelerini seç. Ya da daha iyisi kendin yap. Patlıcan ezmesi, acılı ezme, haydarisi, beyaz peyniri, kavunu, karpuzu, balığı, eti ve daha nice mezelere açıktır rakı. Seni hapsetmez diğer içkiler gibi bir iki seçeneğe. Bir kültüre davet eder adeta. Bira, tekila, viski, votka gibi seni hızla içmeye davet etmez rakı. Oturmanı, geceni özel kılmanı, biraz daha planlı bir akşama çağırır seni. Zaten aksi durumda sihrini paylaşmaz seninle. Elinden gelse suya direnir rengini beyaza çevirmez. Rakı, senin o gece için arkadaşın, iyi bir arkadaşın olmak ister. Tek gecelik ama unutamadığın bir anı olmak ister. Bira gibi serinletmez belki, votka gibi salak bir hoplama zıplama isteği uyandırmaz, şarap gibi ağırlaştırmaz kanını, absinth gibi cinler göstermez sana,(Absinth: yeşil renkli %55 alkol oranlı bir içki gerisi hurafedir)… Sadece senin sen olduğunu iddia ettiğin şeyleri alır elinden ve gerçek yüzünle geri döner birkaç kadehlik bir süreçte. Sadece katılmak kalır sana… Geceye, denizin ve düşük sesli hoş bir şarkının sesine, belinden tuttuğun kadehin içindeki bulutları andıran o sıvıya…

Hiç yapmadıysanız ve insansanız (yani hızla ve zamanı belirsiz bir ölüme koşan bir canlı) bir deneyin derim. Neden rakının diğerlerinden farklı bir içki olduğunu görmek için belki. Belki sadece meraktan, belki üzüntüden, belki sevinçten… Karafakiden rakı kadehine dökülen ve arkadaşlara, şerefe kalkan kadehlerden içimize sızan aslan sütüne.. ŞEREFE!!!....

SEKS, AŞK, DİN OKEYE DÖRDÜNCÜ ARIYORLAR...

YOKUZ… HİÇ OLMADIK ASLINDA…
Hırs, cinnet, şehvet, aşk, ihtiras, yalan, iyilik, kötülük, şeytan, melek, TANRI, hepsi birer kılıf aslında. İnsanın içinde yatan o hayvanın isteklerine ulaşması, veya ulaşamaması için uydurulan kılıflar. Benim de duygularım, inancım var. Sanırım benim ki biraz farklı. Birkaç ne olduğu belirsiz insanın gazlamasına gelmem mesela. Bir arkadaşımın benden daha “başarılı” olması da hırslandırmaz beni. Bir çoğunun aksine daha da iyi olmasını isterim. Evlilik hayalleri kurmam öyle derinlere dalıp. Hiçbir zaman evlenip çocuk sahibi olmak amacım olmadı. İnsanların bir çoğunun haykırarak tepki verdiği olaylar kılımı kıpırdatmaz. Çünkü o kadar sığ yerlerde boğuluyoruz ki… Herkesin kendine özel olan, birbirimizden farkımız olan duyguları “huy”ları değiştirmeye, kendimize benzetmeye çalışıyoruz bir anda. Farklı olan kudurtuyor insanı. Bilemediği, anlayamadığı ise korkutuyor…
SEKS...KİMİNİN ZEVKİ, KİMİNİN IZDIRABI AMA BU HERKESİN GÜNAHI!!!
Belki de ben hiç denk gelmedim hayallerimde ki partnere hiç. Ama bizim en azından benim karşılaştığım kızlar genelde iyi aile kızları, bir melek gibi davranmaya çalıştı hep. Hep arayıp sordular soğuk havalarda hasta olmamam için uyardılar, kazak örmeyi teklif edenler, sesini çıkarmadan örenler vesaireler… Bir kız göremedim ki sevgili olduğunuz zaman toplumun oluşturduğu basma kalıp Türk kızı modlarında olmasın. Arkadaşken gözleri çakmak çakmak bakan o zeki ve tabiri caizse “fırlama” kızlar bile sevigli olunca gider yerine yine o gözlerini kırpıştırıp sana abuk sabuk bir sesle hitap eden Warner Bros. Çizgi film karakterlerinden biri gelir. Konuşamaz olursun, arkadaşınken seni anlamaya gayret eden, sana umarsızca anlatan o kız ölür ve sevgilisine ondan önceki hayatında rahibe olduğunu uzun uzun anlatan bir kız çıkagelir. Bu durum seks hayatını baltalamaz mı? Tabi ki baltalar. Çok nadir olarak iyi sevişmeler yaşansa da genelinde hiç sevişmemiş kız edalarına bürünüp erkeğinin orospu olduğuna inanmasından korkarak “organik şişme bebek” e dönüşürler. Bu bile kırılması uzun süren bir tabu. Sorarsın sen ne yapmaktan hoşlanıyorsun veya hangi şeyler sana erotik geliyor? Seni daha çok ne coşturuyor… Cevap alamadığın gibi kendini tecavüzcü Coşkun gibi hissettiren bir bakış gelir ya da ben hepsini seviyorum gibi şeyler söylerler. Aslında elbette vardır sizin sevip partnerinizin gıcık olduğu bir durum ama söylemez. Rahip/Rahibe pozları, sevişmek de neymiş der gibi bakışlar. İşin garibi evli çiftlerde BİLE böyle durumlar var. Çoluğu çocuğu olan insanlar bile sevişmekten haberi olmayan din insanlarına bürünmeye çalışırlar. Tabii yaa o çocuklar benden zaten!!
SIVAZLARIM BÖYLE AŞKIN IZDIRABINA...
Günü gelir o insan gelir karşına. Sevindirici bir olaydır. Başlarken kimse bir son düşünmez. Sondan kastettiğim evlilik, nişan, yağmur duası vb. ritüeller. Sadece bekleriz alışkanlık olmasını. İlk ayların ve ilk sekslerin verdiği hazdan biraz sonra bugünün varlığını reddedercesine yarına, öbür güne bakılır. Bugünü katledip adeta… 3 sene sonra evleneceğiz değil mi? Bir sene sonra nişanlanıyoruz değil mi? Kına gecemde makatıma kadar kına yakacağım değil mi? Gibi sorular yağar adeta. Cevap alamazsa taraflardan biri daha enteresan sorular gelir. Bizim sonumuz ne olacak? Büyük ihtimalle içtiğimiz sigara ve alkolden acılı ve ağır bir ölüm olur sanırım sigara paketlerinin üzerinde yazdığı üzre. Dalga geçme benimle!! Ben bizden bahsediyorum!!! Sonumuz ne olacak diyorum sana? Ben sadece bir eğlence miyim senin için? Günlerini geçirdiğin sıradan biri mi?... Bu noktada düşünüldüğünde en azından benim düşüncem bir insanın diğerine verebileceği en büyük hediye kendi zamanıdır. Geri kalan her şey düzensiz ve ucuzdur zamanın yanında. Eğlenme noktasında ise eğer bir çift birbirine eğlenmek için bağlı değilse ne için bağlıdır ki? Aşk keyif vermez mi bu soruları soranlara? Bu sorular yine iyi. Kendi ağzından dilediği hikayeyi anlatamayanlar var. Annem-babam çok sıkıştırıyor. Sanırım onlarla tanışmalısın. Yoksa canıma okurlar… Gayet güzel bir aile. İnsani hislerinden ötürü kendi çocuklarını tehdit eden insanlar. Tanışmaya can atmalı bu tiplerle. Ha karşı taraf bunu size söylerken inanın kendi bunu istemiyor gibi davranır. Bana kalsa biliyorsun ama “Babam” biraz geri kafalı. Örnekler böyle sürer gider. Kendimce çıkardığım sonuç ise; Evlilik taraflardan birinin diğerini “kafalayıp” genelinde rutin ve sıkıcı geçecek bir ömre mahkum etmeye çalışmasıdır.
TANRI OL DEDİ OLDUK!!! ANCA BU KADAR OLDUK…
Ülkede yaygın din İslam. Camilerle dolu ortalık. Aynı camiler gibi salak saçma insanlarla da. Kıldığınız kılmadığınız namaz, ya da yapmadığınız bir ibadeti Tanrı bile bu dünya için cezasız bırakırken “insanlar” buna bir hayli direnç gösteriyorlar. Herkes Samanyolu TV'den fırlamış amına koyim... Ramazan günü dışarıda sigara içilemeyen “ŞEHİRLER” var hala. Oruç tutan kişiler dövme derecesinde bile cezalandırılıyor bilindiği kadarıyla. Bu da diğer bir ibadet mi? Kim cihat ilan ediyor bu arkadaşlara bilmiyorum. Veya bir gün kendisini Tanrı’ya yakın gören bir arkadaş gelir sorar acıklı bir ses ve sana muhteşem bir mesaj verdiğini zannederek; Bu gün Allah için ne yaptın? Biraz özel hayata müdahale değil mi bu? Hani ben sorsam –Senin hatunla favori pozisyonun ne? Sevişirken korunuyor musunuz?vs. O zaman ben kötü olurum. Halbuki senin sorduğun soru daha müstehcen kardeşim. Senin ne işin var benim inancımla. Tanrı koyvermiş dünyaya beni ve ne yaparsan yap iyi veya kötü sonra görüşürüz diye. Hani iyi biriysem ne yapacaksın? Cennette komşum olmak mı istiyorsun? Cumaya gitmem, oruç tutmam sana referans mı olacak? Hani forumlara yeni üye olurken belirtirsin ya TAVSİYE EDENLER kısmına onun gibi bir şey var kafasında herhalde. Tanrı böyle site moderatörü gibi birşey sanıyor dallama :). Aynen devam et "DİN"kardeşim, Tanrı senin bu abuk sabuk dinden soğutan muhabbetlerin için çeşitlie ebatlarda kazıklar hazırlıyor olmalı… Genelde “dindar” takılan tipleri dışarıda süzün. Her erkek bakar kadınların kalçalarına “tik” gibi bir şeydir ama bunlar bir farklı bakar. Hani fırsat verilse vahşice tecavüz edeceğine kalıbımı basacağım adamlarda var. Allah’ın yolunda hızzz yapılmaz.Zinharrrr yapılmazzzz. Tali ve tümsekli bir yoldur Allahın yolu.

8 Haziran 2011 Çarşamba

NEDİR Kİ BU "SIVAZLAMAK"??


Bütün duyguların felce uğrar ya bendini aşan bi öfkeyle. Arkandan sana manalı manalı korna çalan şoföre, sen hala evlenmiyor musun bakalım, ne oldu iş bulamadın mı hala diye soranlara, sen daha kapıdan çıkarken sana pis pis bakan komşulara, yanında yarinle dolaşırken yercesine gözlerle yarini süzenlere, sevdiğin insanların yanında gururunu kırıp "Azuhahahaha" diye gülen ayılara vs. duyduğun öfke aşar ya seni.. İşte tam o anda tepki vermeden tam bir saniye önce kurbanına bakıp içinden " Bak ben seni nasıl oturtucam bu kucağa" diyip oturtacağın yerleri nazikçe ovalamaktır. Halk arasında "bilenmek" de denir.

6 Haziran 2011 Pazartesi

ANAHTAR KELİMELER

Uzun bir süredir abidik gubidik sebeplerden dolayı yazmıyoruz.  Haliyle bu süre içersinde blog güncellenmediği için, sayfamıza ulaşanlar arama motorları sayesinde ulaşmışlar. Bende bu anahtar kelimeleri görünce bir yazı yazmadan geçemedim. Çünkü anahtar kelimeleri görünce çok saygı değer bir kitlenin bizim bloğumuza ulaştığını farkettim. Gerçekten çok saf duygulara sahip arkadaşlar nereden mi biliyorum aradıkları cümlelere bunu tamamiyle yansıtmışlar, hadi gelin beraber bakalım sizde bana hak vereceksiniz.

belki oruspu olsaydim butun erkekler pesimden kosardi:  bu cümleyi aratan arkadaş kendisi için bir yol çizmiş zaten ama sanırım kafasında bazı ufak pürüzler var, bu yola girerse sonaca kesinlikle ulaşabilecek mi emin değil. Bu nedenle birde google amcaya sorayım demiş.  Neyse biz yine de iyi niyetli düşünerek bu arkadaşın yalnızlıktan sıkıldığını, bunaldığını ve yeni arayışlar içersine girdiğini farzedelim. Çıkacağı bu yolda ona başarılar dileriz...

asikca sevisenler porno:  Porno arayışındaki bi arkadaş ama sanırım bu arkadaş romantizmin esiri olmuş ve herşeyde tutku arıyor. Pornoda da aşk araması buradan kaynaklanıyor olmalı. Ne diyelim kolay gelsin, umarım birgün umduğunu bulur.

sarhoşdan aşırı hayatın amına koyayım şarkısını dinle indir:  Böyle bir şarkı var mı yok mu valla bilmiyorum ama arkadaş bir yerlerden duymuş olsagerek ki bunu aratmış. Eğer böyle bir şarkı yoksa da Serdar’dan  bu sözleri harmanlayarak güzel bir şarkı yazmasını bekliyoruz. Eminim yaza damgasını vuracaktır.

erkei siken kadin dergisi:  İş sizlere sanatsal bir kişilik, sürrealist bir yaklaşım, hayata cinselliğe farklı açılardan bakabilen bir insan...Bakın işte bu topraklardan da Salvador Dali’ler çıkabiliyor. Sanırım arkadaşın böyle bir dergi çıkarma düşüncesi var ama böyle bir dergi olup olmadığı konusunda bir araştırma yapıyor. Arkadaşa başırılar diliyorum, dergisi tiraj rekorlarına imza atacaktır.

Neyse artık burda keselim çok uzatmayalım, belki ilerleyen günlerde bu konuyu tekrar ele alırız. Umarım ileride daha yaratıcı aramalar ile bloğa ulaşırlar, böyle yaratıcı arkadaşları sayfamızda görmek sevindirici J

Bir de Bunlara Bakın DERİM!!!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...