2 Ocak 2011 Pazar

31 Aralık ve sonrası...

Yılbaşından sonraki gün. Yani asıl yılbaşı. Fakat ne kadar da yaşamaya elverişsiz. Herkes kafasından fantastik "yılsonu" kutlamaları geçirir. Büyük ihtimalle hayallerine yakışmayan bir kutlama kalır elinde. Öyle veya böyle yaşarsın birşeyler. Ertesi gün (Eğer alkol seviyorsak) %20 performansla çalışan bir vücut ve hafif baş ağrıları eşliğinde kalkarsın yataktan. Biraz geçip normal seviyelere ulaşınca vücut böyle bir bıkkınlık ki sorma. 29-31 Aralık tarihleri arasında kendine yüklediğin salakça motivasyon sanki 01 Ocak tarihinde herşeyin iyi olacağını en azından eskisi kadar da bayağı olmaması gerektiği hissine sebep olur. Halbuki herşey aynı. Bu da normal. Gece saat 00.00 (tamm masal saati)'de 10'dan geriye saydın diye ne olacaktı ki? Hz. İsa bu kadar şevkle kutladığımızı görseydi doğum gününü bizim peygambere kesin caka satardı. Hoca senin ümmete neler olmuş böyle? :P.. Yani esasen yılın sonunu kutlarken yılbaşını öldürüyoruz. Üstelik bunun kimseye yararı yok.(Eğer şuh vücutlu bir dansöz, ya da Obama'nın 4 kişi tarafından aynen Fatmagül gibi tecavüze uğrayacağını iddaa eden bir astrolog değilseniz..) Mutlu yıllar ve tüm 90-60-90 ölçülerde güzellik yarışmalarındaki salak kızların söylediği gibi kapatalım. Yeni yıl hepimize "Dünya Barışı" getirsin..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir de Bunlara Bakın DERİM!!!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...