27 Aralık 2011 Salı

Evlenmeliyimmm

Nasıl beceriyorum bende bilmiyorum ama evlenme delisi, beyaz gelinlik hayalleri kuran kısacası koca arayan kızları seçebiliyorum. Gidip gidip onları bulmam artık tesadüfün üstünde birşey oldu. Aslında burda bulmaktan kastettiğim bir ilişki yaşamak bile değil, kafamdan geçirmem yetiyor. “Bu hatun ne kadar güzelmiş, bir yolunu bulup yazılmak lazım” diye birşeyler kurdum mu kafamda o kızdan bir daha hayır gelmiyor. En sonuncusu kocaya kaçtı mesela. Biri daha ilk buluşmada senin daha askerlik var dimi? diye sordu (ikinci bi buluşma olmadı o ayrı mesele). Hem daha tanışmadık bile adam akıllı, belki benim tuhaf fantazilerim var, kelepçeli, kırbaçlı, kılıçlı, kamalı falan.

Hayır, yanlış anlamayın, onların başkalarıyla evlenmelerine falan gücenmiyorum, benim anlamadığım konu ben bu kadar evliliğe uzak iken neden hep böyle kızlardan hoşlanıyorum. Abi hani şu kızların ünlü sözü vardır ya “erkekler her 8 saniyede bir seks düşünür” diye, şerefsizim her 8 saniyede bir “hemen evlenmeliyim” “koca bulmalıyım” diye düşünen hatunlar da var.  Hiç  mi çıkmaz insanın karşına; ben evlenmeyi düşünmüyorum, gezelim tozalım, eğlenelim, içelim şıçalım, takılalım, orgazm çığlıkları atalım gerisi saldım çayıra diyen bi hatun, çok üzülüyorum valla çooook.

Birde farklı bir durum daha var ki içler acısı, hani şu kaşar diye tabir ettiğimiz hatunlar varya, onlarda denkgeliyor bana ve benim karşımda peygamber torunu rolü oynuyorlar. Bir ehl-i namus, bir cici ev kızı, gece falan çıkmayan, hayatında çok az erkek arkadaşı olmuş kız pozları başlıyor. Şerefsizim kendimi kötü hissediyorum onu görünce. Akabinde:  ben artık çocukca ilişkiler, flörtler istemiyorum, sevip sevilebileceğim, ciddi, sonu evlilikle bitecek, mutlu olacağım bi ilişki arıyorum... iyide arkadaşım bana gelesiye kadar niye hiç evlilik düşünmedinde, benle tanışınca böyle radikal kararlar aldın?  Anlamıyorum anlımda enayi yazan bi tabelayla geziyorumda benim mi haberim yok. Hani işim gücüm, evim, arabam, param falan olsa bunlara anlam verecem ama, yoook...

Sonuç olarak dostlar aşk, evlilik öyle “mutlaka aşık olup evlenmeliyim” kafasıyla olacağına hiç inanmıyorum. Bu mantıkda bizim bazı masum kızlarımızın kafasına nasıl yerleşti onu hiç mi çözemiyorum. İnsanlar genel olarak mutluluk için evlenirler ama evlilik sonrası nedense bu mutluluk hedefi yerini, yeni alınan eşya borçlarını denkleştirememe, kiraya yetişememe, kadının/kocanın ailelerinin yaptığı dırdıra dayanamama gibi çeşitli dertlere bırakmaktadır. Evlencem diye zıplar durursan bunu yaşamakta çok normaldir. Neyse sosyal mesajıda verdiğime göre hepinize MUTLULUKLAR diliyorum, esen kalın...

Yeni yıl Yeni yıl Yeni yıl...


Yeni yıl ne getirsin? Eğer elimdeki sevgilinin bir üst versiyonu, arabamın bir üst modeli, doubleks evin tripleksini dilerseniz noel babaya biraz haksızlık yaparsınız. Bilinenin aksine noel baba ayyaşın, pis adamın tekidir. O yüzden yılbaşı sadece dansöz, içki ve taciz anlamına gelir. Ee sonuçta noel baba burada yaşadı. Noel ritüellerinin en doğrusu burada olmalı. Kimbilir rahmetli de meydanlarda kadına kıza pandik atardı belki…

Sabahlara kadar içip sonra hala kullanabilirim ayaklarıyla direksiyonlara geçecek arkadaşların Hyundai sahibi olmalarını diliyorum. En azından sadece çarptığı insanları değil kendilerini de öldürmeleri için. Direksiyon başına geçmeyecek kadar hassas ve duyarlı olan alkoliklerse kustukları ticariyi süren bıyıklı ve ne dediği bile anlaşılmayan abiden küfür hatta dayak yiyecekler. Levyeyle dayak yeme fikri ne kadar kötü görünürse görünsün. Yine de bu yılbaşı ailesi ve akrabasıyla oturup bu yeni yıla da tombala mahkumu olarak girecek kulları düşünürsek “Cemal” abinin levyesi birden tatlı görünecektir göze. 10’dan geriye doğru saydıktan sonra içindeki çocuksu neşeyi beylik silahıyla ve apartmanların üst katlarındaki vatandaşla paylaşan zibidiler de olacak yine değil mi? Onlara tek dileğim o silahı indirip beline sokarken ya çükünü ya da götünü vurması. İnanın mümkün olabileceğini bilsem ikisini de aynı anda dilerdim ama, bir Türk için bile zor bir olasılık bu. Sonra pandik olayına gelirsek. Belki de o tipi bozuk arkadaşlar mabadı sıkmaya çalışmıyordur. Onlar sadece uğur için kırmızı don giydik mi diye kontrol eden noel babanın elemanlarıdır. Günümüzde “baba” kelimesinin ne kadar yozlaştırıldığını düşünürsek elemanların da iş üzerinde bir o kadar yozlaşmış. Kimisi hemcinsini kontrol edecek kadar hatta. İşte orada başlar sarhoş kavgası. Birbirlerinin suratına vurmaya çalışıp sayısız ıska geçen insan güruhu görürseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Neyse ki çok şiddetli kavgalar değildir bunlar. Güvercinlerin kur yapması gibi karşılıklı kusuşmalarla biter…

Yeni yıla nasıl girersen öyle gider derler ya. İşte sadece evde tombala oynayıp portakal yiyen kitle huzurla girer. Geri kalan genç kısım illa ki bir baş ağrısıyla girerler yeni takvimin ilk yaprağına. İster alkolden ister alkoliklerden isterse mabadı okşama aşkıyla yanan gençlerden gelir bu ağrı. Ama gelir. Hem sonra dünya barışını, süper sağlığı, ülkesel olarak refahı istemek, dilemek için çirkin bir gündür. Sadece kötü alışkanlıkları ritüel edindiğimiz bir günden nasıl böyle şeyler bekleriz. Bence sadece içelim, çiftler sevişsin, arkadaşlar görüşsün ve kapatalım gitsin. Merak etmeyin nasılsa hristiyanlar dağıtıyorlar “dünya barışını” ve “demokrasiyi”. Dilek kısmını onlara bırakalım.

Sahte rakıya dikkat!! Sahte bira FONDİPPPPP

26 Aralık 2011 Pazartesi

Yeni Yıl Sizsiniz

Yeni yıl, beklentiler, hayaller, değişim sözleri... Ne bekliyoruz ki bu kadar? Niçin bu kadar çok hayale kapılıyoruz? Takvimdeki numaraların değişimi bütün sorunlarımızı çözmemize mi yardımcı olacak? Tabiki de HAYIR!!!
Böyle bir düşünceye, ancak takvimlerin bizim hayatımızı yönettiği inancına sahipsek inanabiliriz (tamam kötü bir cümle kurdum). Ben size söyleyim arkadaşlar orada 2012 yazması bizler için hiçbir boku değiştirmeyecektir, eğer birşeyler değişirse hayatımızda, onları sadece bizler değiştirmiş olacağız. Ne gökten bişeyler inip bizlere yardım edecek, ne yeraltından bişeyler çıkıp elimizden tutacak, ne de parlak yıldızlar etrafımızda dans edecek...
Bu yeni yıl beklentileri, hayalleri, umutları, bize yaşadıklarımızdan, yaşamadıklarımızdan ve yaşayamadıklarımızdan duyduğumuz pişmanlığı hatırlatmıyor mu sizcede? Hayatımıza bir reset atmaya ne denli ihtiyacımız olduğunu...Hayallerimize, amaçlarımıza, umutlarımıza ulaşamadan hiçe gitmiş koca bir zamanı acımasızca yüzümüze vurmuyor mu?
Evet hepimiz biliyoruz bunun suçlusu ne geçen zaman, ne de takvimlerdeki rakamlar, sadece biz, kendimiz, yaptıklarımız ve yapamadıklarımız, ulaştıklarımız ve ulaşamadıklarımızla tek suçlu kendimiz...
Neyse bu yazı çok fazla arabesk gitmeye başladı. Uzuuuuun zaman sonra bir yazı yazıpta bu kadar dram yapmak çok güzel olmasa gerek. Hadi hepinizin yeni yılına çaktım, yeterki size bişey olmasın...

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Sikilmiş Götün Davası

Her biri bir melek kadar masum ve temiz olan kızlarımız, öküz, hayvan ve köpek diye sıfatlandırdıkları erkekler tarafından depresyona itiliyormuş. Aslında bu yeni bir moda değil, son birkaç yılın trendleri arasında. Konu hemen hepsinde ayıdır: acımasız, hain, ağzından salyalar akarak seksten başka bişey düşünmeyen bir erkek karakteri ve sadece aşkı, sevmeyi ve sevilmeyi, romantizmi, fedakarlığı vb.  yaşam biçimi edinmiş kızımız vardır hikayede. Kız çok sever, erkek çok siker ve kız depresyona girer. Ve sosyal ağlarda çığlıklar yükselir bütün erkekler öküzdür, hayvandır, köpektir. Evet size pek uzak gelmedi dimi söylediğim hikaye, hani şu blog fenomeni kızlarımızın birçoğunun ortak hikayesi. Haa bir de tabiki yeşilçam filmlerinde rastlardık böyle hikayelere. Şaşırtıcı olan bu hikayenin hala satıyor olması. Müthiş bir pazarlama başarısı...

Neyse konumuz pazarlama değil, benim merak ettiğim erkeği öküz, hayvan, köpek yapan sebepler. Bu kızlarımıza göre erkeği hayvan yapan sebeplerin en başında seks konusu geliyor. Öyle erkeklere değiniyorlar ki hikayelerinde, adam resmen hatara hutara sikişmek için yaratılmış, edebiyle de değil hani kanırtarak yapıyor bu işi. İyi de kızım şunu merak ediyorum, bu adam olay sekse gelesiye kadar hiç mi renk vermiyor karakterinden. Anlatıldığı şekilde seks yapan bir insanın, kişilik problemleri ve ruhsal sorunları olması lazım. Nasıl bir oscarlık oyuncuymuş ki bu adam, iş sekse gelesiye kadar bu tarafını gizlemiş açıkçası anlayamıyorum. Yoksa iş sekse çok mu erken geliyor? Hani her bulduğunun altına yatmak derler ya, öyle bir şey mi acaba??? Bilmiyorum değerlendirin ve cevabı siz verin hangisi size mantıklı geliyorsa artık.

Erkekteki romantizm yoksunluğu bir diğer ana madde. Aslında yine seks ile bağlantılı bir konu, hayattaki birçok şey gibi. Bu bayan arkadaşlarımız genellikle erkeklerin direk olaya dalmasından muzdaripler. Daha böyle kompozisyon gibi olmasını istiyorlar, giriş, gelişme ve sonuç şeklinde. Tamam sonuç yine seks olacakta hani biraz süsleme yapsak falan diyorlar ve haklılarda, sonuçta bu içerisinde duygu barındırldığı kadar güzel olabilecek birşey. Ama o hikayenizde ki karakterne öyle abi, adam resmen “benim haydar balta sapı gibi, hadi sikişek” modunda dolaşan birşey. Böyle bir adamı nasıl, nerede, nezaman buldun be arkadaşım. Ve dahasıda sik kadar beyninle bu adamı bütün erkekler ile ilişkilendiriyorsun.  Bu adamndan bir de romantizm bekliyorsun. Lan bu seni bi odada çarmığa gerer, kapıyı kilitler, canı istedikçe siker, sonra tekrar kilitleyip çıkar. Bundan romantizm mi beklenir. Eğer tabi böyle biri varsa...
Bu seks konusu bizim toplumumuzda zaten iki arada bi derede kalmış bir konu. Üstüne yazılan her hikayeyi insanlara dinletmeniz pekte zor olmuyor. Seks erkeği kötü yapan bir unsur olup çıkıveriyor ortaya. İyide arkadaş bu işten tek haz alan taraf erkek mi? Erkek doruklarda zevkler yaşarken kadın çile çekiyor . Lan var mı böyle birşey? Varsa  ve zaten sen o ilişkiyi sürdürmeye çalışıyor ve ilişki sona erdiğinde depresyona giriyorsan bi siktir git artık, sen resmen malmışsın ve kendini kullandırıyormuşsun demektir bu.

Bir de ilişki uzmanlığı konusu vardır. Hep böyle tavsiyeler falan yakarlar ortalığı. İyide hocam bu ilişkiyi sürdüremeyipte erkeklere çeşitli hayvan sıfatları takan sendin, şimdi nasıl olduda birden ilişki uzmanı kesildin. Mesele başkasına öğüt vermek oldumu problem yok tabi. Zaten öğütlerde ilişkide kız tarafını dominan etme temeline dayalıdır. Bir tarafın dominant olduğu bir ilişki nereye kadar giderse artık.

İlişki biter öküz naraları yükselir...hiçbir erkeğe güvenilmez denir, hepsi hayvandır falan filan...bir süre bu böyle devam eder ta ki yeni bir sevgili yapasıya kadar. Çoğu zaman yeni bir sevgili bile yapılmaz, eskisiyle barışılır ve sular durulur. O isyankar hatun uyku dönemi geçiverir. Yeni bir şans, aşktan umudu yitirmemek, aşkı aramak gibi mastubatif sıfatlar ile bu yeni dönem başlar. Ve tabiki o bütün haykışırlar yalan olmuştur. Yani sikilmiş götün verdiği acıyla ve kendine yedirememe duygusuyla söylenmiştir bu sözler.

Benim asıl bittiğim konu, bu hatunların başlarından geçeni çok özel, kimsenin yaşamdığı birşeymiş gibi anlatmaları ve sadece belirli insanların onları anlayabileceğini zannetmeleri. O hocam hiçte senin düşündüğün kadar özel bir durum değil bu, gayet basit ve genel. Lisedeki ilişkilerinde bile yaşayabileceğin basit bir durum, ilişki devam ederken karşı tarafın hatalrı görülmez, görülse de göz yumulur ta ki bir pürüz oluşasıya kadar, o sorun oluştuktan sonra bütün hatalar, göz yumulan yanlışlar çok çok abartılı bir şekilde ortaya dökülür. Olay bundan ibaret. Yani boşuna götünü yırtma bu evrendeki seçilmiş kişi falan değilsin, sende aynı boksun işte. Hadi eyvallah!!!

25 Haziran 2011 Cumartesi

METRODAKİ TANRIÇA...


Dün metroda gördüğüm güzellik hala aklımdan çıkmıyor.. Tam Çankaya'da inerken metrodan gördüm onu. Klasiktir aslında böyle şeyler son 10 saniye kala falan cereyan eder. Şimdi adını bile bilmediğim bir kızın peşine düşesim var. Gidip aynı saatlerde metroya falan binsem mi diye düşünüyorum.. O kadar sapıttım yani. Keşke ayakkabısının bir teki falan olsaydı elimde a.q. Ya da bi DNA örneği falan. Olmaz ki. Nerede yüzüne bakınca bokunu getiren tipler var onlar için kaderin hiç acelesi yok. Ama ne zaman böyle bir rüya hatun görsem kader ileriye doğru ittiriyor. Neyse artık sürekli Bornovadan binmeli metroya. Ha bu arada bir ihtimal eğer bu yazıyı okursan güzelim. Dün Çankaya durağında metrodan inerken yüzüne bakıp çarpılan ve gerçeklik algısını yitiren adam benim. Bul beni adım Garabel. Bul beniiiiiiiiii!!!

İrtibat Numarası : 0 900 666 66 66

24 Haziran 2011 Cuma

Önemli Olan İç Güzellik (hadi yaa yalarım)

Hocam ben öyle “dış güzellik önemli değil, içi güzel olsun, öteki geçici” diyen lavuklardan değilim. Dış güzellik önemlidir kardeşim, hemde çok önemliiiiiii!!! Hem geçiciyse geçici amına koyım, öteki kalıcı o daha beter. Zaten önemli değil diyenlerede çok inanmıyorum, güzel bi karı gördülermi götleri düşüyo hepsinin. Yok neymiş ruh güzelliğiymiş önemli olan,  baksen allahallah. 


Hiç boşu boşuna kendinizi kandırmayın, güzellik herzaman birinci unsur olmuştur.
Bir insanı tanıyabilmek öyle hemen 3 günlük bir olay olsaydı, belki bu sözlere biraz olsun inanabilirdim ama maalesef ki uzun zaman geçirdikten sonra bile bazı insanları tanıyamıyoruz. Ya zaten tanışıp tanışmama kararını bile dış görünüşe göre alıyoruz. Haa bak bana şöyle derseler inanırım “dış güzellik görecelidir, değişkendir”...hani belki bu biraz kafama yatar. Ama direk silip atarsan dış güzellik hiç önemli değildir diye, o zaman hassik...


Haa şimdi diyeceksiniz ki güzel olmak, çirkin olmak kendi elinde olan bi olay değil, allah vergisi falan fişman...Yok hocam sadece allah vergisi falan değil, üstüne bişeyler katmak gerekiyor...Abi ne hatunlar var güzel diyemiyorsun ama acayip çekici (bkz. Asuman Krause)


Gelelim şu noktaya sadece dış güzellik yeterli mi? Tabi ki HAYIRRRR.  Zaten öyle bir iddaam da yok. Güzel ama aptal biriyle zaman geçirmek pek mümkün olası durmuyor. Akıl, zeka, dürüstlük vs. unsurlar da önemli ama bu unsurların ilk sırada olduğuna inanmıyorum. “Zeki ve dürüst olması benim için yeterli” diyenlerin kendilerine dürüst davrandıklarına da inanmıyorum. Böyle deyince de “hepsi bir arada olmuyor işte” diye bir yalan meydana çıkıyor, oluyor abi çokta güzel oluyor... sen sadece olmadığına inanmak istemişsin o kadar.


Neyse yaa boşuna tartışıyoruz, bu güzellik denilen şeyin bizim toplumumuzda sorun olmaması lazım. Bildiğiniz gibi bizim Türk kızlarının hepsi birer Angelina Jolie, Eva Mendez, Jennifer Lopez... 

17 Haziran 2011 Cuma

100 YILIN TUTULMASI.. AMAN DİKKAT!!!


Astrolojiye ne kadar inanma çabam olduysa, bizzat bu oluşumun kendisi beni iteledi kendinden öteye. Tam hızımı almış sevgilime öylesine şiddetli bir tekme atacakken "Aslan burçları bu dönemde ayrılık yaşamasın ara versin" diyen kadınımsı bir ses duydum televizyondan. Baktım harbiden kadınmış. Kız arkadaşımla beraber izledik üstelik. Koçum var mı böyle bir şey der gibi baktı, bense ben neredeyim, nasıl geldim buraya bakışıyla karşılık verdim. Velhasıl kelam atacağım o tekme hala bekliyor. Tabi beklemenin getirisi de biraz hevesimi kaçırdı. Bana da, hatuna da bir ölüm iyiliği geldi adeta. Kim kahvaltıyı hazırlasın soruları gitti, aniden hazırlanan kahvaltılar, haber vermeden yapılan kıyaklar vs. vs. Aynı çatı altında yaşayanlar bilirler, sizin haberiniz olmadan sizin için hazırlanmış bir küvet ve elinize içeceğinizin bile gelmesi birden lord gibi hissetmenize neden oluyor. İşte böyle durumlar çoğalınca bize bir şans daha verdik. Tutulmada benim ayrılmamam gerektiği ve hatunun burcunda ise yeniden aşk yaşayacağını haber vermişti ucube abla. Attı tuttu falan dedim ama insanın da hemencecik inanası gelmiyor değil. Şimdi kendimce bir teste tutuyorum astrolojiyi. Eğer 2 defa daha tutturursa eğilecem üstüne aha da yazdım oraya buraya. Şimdiden gözlerim o ucube ablaları arar oldu. Şans bu ya şimdi de çıkmazlar bir yere. Şimdi bekle ki bir daha tutulma olsun... Püff...

10 Haziran 2011 Cuma

ERKEĞİN 5 KÖTÜ ALIŞKANLIĞI...


Her erkeğin karşı koyamadığı adeta doğasında var olan davranışları var. Bilmem biraz çalışmayla belki bırakılabilir bunlar. Ama kimseye, en azından erkeklere bir rahatsızlık verdiğini sanmıyorum. Bugün hepimizin fark ettiği ama toplumun yazılı olmayan yasalarından önemli yasalarından “Görmezden Gel/Yokmuş gibi davran” kapsamında olduğu için pek dile getirilmez halka açık yerlerde. Bazıları bunları yaparken “king-kong” kadar ilkel ve cahil olsa da, genelinde nerdeyse amaçsız olarak yapılır.

SİGARA/ALKOL BIRAKILABİLİR.. AMA YÜRÜYÜP GEÇEN BİR KADININ KALÇALARINA BAKMAK?

ASLA!!!

İşte durdurulamaz bir olay. Kadın vücudunda bazı “uyuşturucu” madde etkisi yaratan bölgeler var erkekler üzerinde. Aslında 3 tane var. İlk aklıma gelen buydu düşününce. Nedense bir hatun (çok güzel veya sıradan) yanından geçince bir erkeğin, bu olay gerçekleşir. Bazen ters istikamete gitse bile hatun, fizik kurallarına meydan okuyan erkeğimiz arkasına döner bakar. Bir erkeğin yorulmadan yürümesine yardımcıdır. Yani önünden kalçaları güzel bir hatun yürüyorsa adam ülke sınırını geçebilir yürüyerek. Belki de çoğu zaman düşünüldüğü kadar erotik anlamlar taşımaz. Toplu iğneyle mıknatıs arasında ki bir ilişki gibidir. Kalçalara mıknatıs ve gözlere toplu iğne dersek. Mıknatıs yaklaşır ve iğneyi kapar. Dozlarında yapıldığında taraflar buna direnç göstermez. Aslında iki tarafın hoşuna bile gider. Bazı “iğneler” haddinden fazla yapışır mıknatısa. Ee kimse sevmez çok yapışkan şeyleri. Kalçaların dar pantolon içindeki ahenkli dansına fazla kapılmamak lazım.

KARDEŞ/ABİ/AMCA!!! TOP GELİYORR!! HADİ Bİ YARIMVOLE AT ;)

Mahallede orda burada top oynayan çocukların topunun size doğru yuvarlanmasıyla başlar. Sonra incecik bir çocuk sesiyle çığlığımsı bir rica. Abiiiiii!!! Topa vursana!! Bu olayında karşı konulamaz bir albenisi var erkekler üzerinde. İşte durup şık hareketler yapmaya çalışanından tutun da, topa orantısız bir güçle vurup daha zor bir yere kaçmasını sağlayanlara kadar. Hatta çocukların yanından ayrılamayan, ceketini çıkarmış gömleğinin kollarını sıvamış ve bacağı kadar çocuklarla top oynayan adam görmek çok da zor değil. Çocukların ricasını yerine getirmek yani o topa vurmak her yaşta yapılabilir. İşte bazen size abi derken, bir süre sonra amca demeye başlarlar. Zaten son sesleniş biçimidir erkeğe. Amca demeye başlarsa çocuklar size hayatta yapamadığınız şeylere yönelin der SIMON…

-YAPMA NECATİ O DOLAP 200 KG.

-GÖLGELERİN GÜCÜ ADINA!!!!

Bu özellik de birçoğu gibi ergenlik çağından sonra eklenir listeye. Evdeki ağır eşyaların yerini değiştiren her erkek atılır öne BIRAKIN!! Ne kadar ağır olduğu veya yapıp yapamayacağı önemli değildir. Sadece yüklenmeye çalışırı o ağır nesneyi. Çoğu zaman eşyanın taşınması başarılı olsa da, yaptığı “kahramanlık” erkeğin önündeki birkaç gün bel, kasık, omuz, kol gibi organlarında “akıllı ol oğlummm” diyen bir ağrı bırakır. Bu alışkanlık sadece ev içinde değil 7/24 aktiftir. Komşulardan başlayarak hiç tanımadığı insanlara o “acı kuvvetiyle” yardım edesi olan erkek dolu ortalıkta. İşte komşunuzun taşınmasından tutun, yolda kalmış bir araba başında bekleyen birinin “ Bir el atalım” çağrısına kadar. Böylesi durumlarda “kaba kuvvet” olarak kullanmakta fayda ver erkekleri. Ama sakın bozulan bir ev aletini ya da arabayı hedef göstermeyin. “Yetkili Servise paramı verecez amına koyimmm” diyerek zıpkın gibi fırlar yerinden. En cahili bile başlar parçaları sökmeye. Eğer çoktan başladıysa bir yorgunluk çayı verin. Zaten o yorgunluk çayı düşünmesi ve pes etmesi gerektiğini anlaması için yeterlidir genelde bir erkeğe. Ya da ne bileyim bir odunla vurun kafasına ayılana kadar kaçırın değerli eşyaları.

SU SESİ, PARA SESİ, KARI SESİ VE SEKSTEN BAHSEDEN BİR KADININ SESİ… (DİĞER 2 MIKNATIS)

Kadınların mıknatıs olma olaylarında bir diğeri. Hiçbir erkek yok ki seksi göndermelerle konuşan kadının çekim alanına kapılmasın. Hani şöyle sekse davet eden bakışlar atan sağa sola, ses tonunu fısıltı seviyelerine düşmüş ve erkeğin algısına adeta tokat atan kelimelerle konuşan bir kadın. Böyle bir kadın ister televizyonda olsun, ister yanında fazla direnç gösteremez buna erkekler. Fethedilmesi ne kadar kolay yaratıklarız yarab… J Ha zaten 3 mıknatıs olayı var dedim kalanını da yazayım. Tabi ki göğüsler. Aslında en büyük koz da budur bir bakıma. Göğüsler mıknatıs olmaktan çıkar, direk hipnotize eden 2 küreye dönüşür. Sende öyle bakarsın işte geleceği görecemmm umuduyla. Her erkeğin “gözü çarpar” göğüs çatalından biraz aşağıya düşen bir dekolteye. (Aslında çatalla da yetinenler var ama yazıp da mensubu olduğum türü batırmak istemiyorum) Hatta dekolte aşırı bir dekolteyse – Dur lan hepsini görürüm belki diye kocaaa günü harcayanlar var. Kitap gibi aslında göğüsler. Kitabı ne kadar okursan oku sonunu okumazsan o kitap bir anlam taşımaz olur. Aynen göğüslerde de öyle. Yani nerdeyse tamamını görseniz de uçlarını görmediğiniz zaman meraktan yapılmış bir hücreye düşme hissi uyanır. Bunun farkında olup ta bundan nemalanan kadınlarda yok değil. Aslında heyecan verici de kadınlardır. Sonuçta silahın varsa kullanacaksın arkadaş!!! ;)

SÜRÜ LİDERİ OLMA ÇABASI GİBİ BİR DEBELENİŞ…

Her erkekte vardır bu alfa(sürü lideri) olma durumları. İşte bahsettiğim güç gösterileri gibi örneklerle sürü liderliğine olan açlığını görürsünüz. Erkekler arasında ben şu kadar karıyla yattım, ben şu kadar saat yüzerim, paraşütle atlarım düşerken yumurta haşlarım, gel bir bilek güreşi yapalım da alayım aklını vs. örneklerle de görüleceği üzere alfa olmanın aşkıyla yanar birçoğu. Genelde en yaygın görülen birkaç durumu vardır. Ben çok fena içerim diyen bir erkeğin gözündedir alfa ateşi. Yapabildiğinden de değil ha. Sadece iddia eder. Limitlerini zorlar. Gider bir iki kusar gelir falan. Genelde alfa olmaya giden yolun en saçmasıdır. Çünkü o geceki rezaleti önündeki birkaç ay onun için kullanılacak lakaplarla son bulur. Mesela o girdiği grubun popüler mensuplarını sevmez bu tipler. En yakın zamanda da en ilkel şekillerde meydan okur J. Benim gördüğüm savunan taraf kazanmakta böyle siktiriboktan mücadeleleri. Ha alfa olmanın yolu ise genelde çok atmaktan geçer. Şu an ki liderlerimize bakın(siyasetçiler d idim? ) Sadece bol keseden atın ve inanları yanınıza çekin. İşte liderlik budur!!!

9 Haziran 2011 Perşembe

BİR RAKI İÇESİM VAR Kİ SORMA


Yaz geldi ya bu çağrıya kulaklarımı tıkayamam artık. Deniz olan şehirde yaşamanın dayanılmaz taraflarından biridir bu. Ne zaman sıcak bir günü sonlandırmak üzere olan güneşin girerse denize yarısı ve sende görebiliyorsan bu manzarayı yokluktan bir anason kokusu gelir burnuna. Yüzüne tebessümü getirir, içine huzuru. Kafanda planlar dönmeye başlar sen farkında bile olmadan. Kimin geleceğini, kimle içmek istediğini düşünürsün. Şöyle arkadaşlarını gözden geçirir ve içtikten sonra başbakan veya kahraman olmayan birilerini bulmaya çalışırsın. Ahh o arkadaşlar yok mu? Kimisi içer hiçbir zaman anlaşamadığı insanları dövme, acıtma isteğini öylesine canlı döker ki dışarı bazen tutup yerine oturtmak zorunda kalırsın. Kimisi içer başlar belediyenin sorunlarından bir bakarsın ki AB’yi adam edeceğini sandığı projelerle karşında. Kimisi Müzeyyen Senar olur şakır karşında. Bildiği birkaç tane Türk Sanat müziği ezgisiyle. Bense hep en yalın arkadaşlarımı ararım. İçince harbiden güzelleşenlerden. Ne siyasetçi, ne şarkıcı, ne de öfke dolu bir birey. Sadece birkaç kadeh rakıdan sonra gözlerinde gerçek bakışı ve yüzünden düşen maskesiyle karşında oturanını. Anlattıkları içini yararcasına gelir dudaklarına. Ne haddinden fazla söz olur masada, ne bir iddia makamı, ne bir zanlı ne bir problem. Sadece bulmaya çalışırsın neler olduğunu. Hayatına objektif bakmaya çalışırsın. Alkolün kanına yaydığı sıcaklık ve ruhuna yaydığı cesaretle itiraf edersin kendine ne olduğunu. Fakir edebiyatından bahsetmiyorum elbette. Ya da bir isyandan. Sadece rakının sana verdiği o cesareti kendi üzerinde kullanmaktan bahsediyorum. Kaybettiğin bir sevgilinin veya bir yakınının senin hatandan dolayı seni terk ettiğini söyleyecek kadar kendine karşı dürüst olmaktan. Gözünden aşağı süzülen yaşlar olmamasına rağmen yüzünde senin yıllarca ağladığını belli eden yüz ifadesinden. İşte budur maskenin düşmesi. Hepimiz hayatlarımızda farklı insanlarız. Ailenin yanında başka biri, iş hayatında başka, yarin yanında başka… Bilmem sizde özlüyor musunuz kendinizi? Ya da daha önce farkına vardınız mı kendinizin? Bir çok insan var gördüğüm maskelerinin arasına hiç “kendine” vakti kalmamış. 40’lı yaşlardan sonra melankolik halleriyle tanırsınız onları. Ve klişe lafları vardır “Durup baktığım zaman” diye başlayan cümleleri çeyrek asırlık pişmanlıklarla doludur. Sadece gözlerinde donuk bir hüzün… Düşünmeye çalışınca yaşadıkları dramı anlatmaya o ifade az bile bence. Düşünsenize 40 yıl sadece başkalarını tatmin etmek için harcanmış bir hayat. Biraz da maskesiz olunmalı bence. O yüzden bırakın bir sahilde başkaları için savaşmayı. En azından bir süre için. Bir gün bile olsa teslim olun o sahil kenarında anasonun baştan çıkarma sözü veren kokusuna. Bakın gözle görülmez bir şey nasıl bırakacak paçanızı ve denize doğru akıp gidecek.

Otur o masaya ve sadece ortamın seni içine çekmesine müsaade et. Mezelerini seç. Ya da daha iyisi kendin yap. Patlıcan ezmesi, acılı ezme, haydarisi, beyaz peyniri, kavunu, karpuzu, balığı, eti ve daha nice mezelere açıktır rakı. Seni hapsetmez diğer içkiler gibi bir iki seçeneğe. Bir kültüre davet eder adeta. Bira, tekila, viski, votka gibi seni hızla içmeye davet etmez rakı. Oturmanı, geceni özel kılmanı, biraz daha planlı bir akşama çağırır seni. Zaten aksi durumda sihrini paylaşmaz seninle. Elinden gelse suya direnir rengini beyaza çevirmez. Rakı, senin o gece için arkadaşın, iyi bir arkadaşın olmak ister. Tek gecelik ama unutamadığın bir anı olmak ister. Bira gibi serinletmez belki, votka gibi salak bir hoplama zıplama isteği uyandırmaz, şarap gibi ağırlaştırmaz kanını, absinth gibi cinler göstermez sana,(Absinth: yeşil renkli %55 alkol oranlı bir içki gerisi hurafedir)… Sadece senin sen olduğunu iddia ettiğin şeyleri alır elinden ve gerçek yüzünle geri döner birkaç kadehlik bir süreçte. Sadece katılmak kalır sana… Geceye, denizin ve düşük sesli hoş bir şarkının sesine, belinden tuttuğun kadehin içindeki bulutları andıran o sıvıya…

Hiç yapmadıysanız ve insansanız (yani hızla ve zamanı belirsiz bir ölüme koşan bir canlı) bir deneyin derim. Neden rakının diğerlerinden farklı bir içki olduğunu görmek için belki. Belki sadece meraktan, belki üzüntüden, belki sevinçten… Karafakiden rakı kadehine dökülen ve arkadaşlara, şerefe kalkan kadehlerden içimize sızan aslan sütüne.. ŞEREFE!!!....

SEKS, AŞK, DİN OKEYE DÖRDÜNCÜ ARIYORLAR...

YOKUZ… HİÇ OLMADIK ASLINDA…
Hırs, cinnet, şehvet, aşk, ihtiras, yalan, iyilik, kötülük, şeytan, melek, TANRI, hepsi birer kılıf aslında. İnsanın içinde yatan o hayvanın isteklerine ulaşması, veya ulaşamaması için uydurulan kılıflar. Benim de duygularım, inancım var. Sanırım benim ki biraz farklı. Birkaç ne olduğu belirsiz insanın gazlamasına gelmem mesela. Bir arkadaşımın benden daha “başarılı” olması da hırslandırmaz beni. Bir çoğunun aksine daha da iyi olmasını isterim. Evlilik hayalleri kurmam öyle derinlere dalıp. Hiçbir zaman evlenip çocuk sahibi olmak amacım olmadı. İnsanların bir çoğunun haykırarak tepki verdiği olaylar kılımı kıpırdatmaz. Çünkü o kadar sığ yerlerde boğuluyoruz ki… Herkesin kendine özel olan, birbirimizden farkımız olan duyguları “huy”ları değiştirmeye, kendimize benzetmeye çalışıyoruz bir anda. Farklı olan kudurtuyor insanı. Bilemediği, anlayamadığı ise korkutuyor…
SEKS...KİMİNİN ZEVKİ, KİMİNİN IZDIRABI AMA BU HERKESİN GÜNAHI!!!
Belki de ben hiç denk gelmedim hayallerimde ki partnere hiç. Ama bizim en azından benim karşılaştığım kızlar genelde iyi aile kızları, bir melek gibi davranmaya çalıştı hep. Hep arayıp sordular soğuk havalarda hasta olmamam için uyardılar, kazak örmeyi teklif edenler, sesini çıkarmadan örenler vesaireler… Bir kız göremedim ki sevgili olduğunuz zaman toplumun oluşturduğu basma kalıp Türk kızı modlarında olmasın. Arkadaşken gözleri çakmak çakmak bakan o zeki ve tabiri caizse “fırlama” kızlar bile sevigli olunca gider yerine yine o gözlerini kırpıştırıp sana abuk sabuk bir sesle hitap eden Warner Bros. Çizgi film karakterlerinden biri gelir. Konuşamaz olursun, arkadaşınken seni anlamaya gayret eden, sana umarsızca anlatan o kız ölür ve sevgilisine ondan önceki hayatında rahibe olduğunu uzun uzun anlatan bir kız çıkagelir. Bu durum seks hayatını baltalamaz mı? Tabi ki baltalar. Çok nadir olarak iyi sevişmeler yaşansa da genelinde hiç sevişmemiş kız edalarına bürünüp erkeğinin orospu olduğuna inanmasından korkarak “organik şişme bebek” e dönüşürler. Bu bile kırılması uzun süren bir tabu. Sorarsın sen ne yapmaktan hoşlanıyorsun veya hangi şeyler sana erotik geliyor? Seni daha çok ne coşturuyor… Cevap alamadığın gibi kendini tecavüzcü Coşkun gibi hissettiren bir bakış gelir ya da ben hepsini seviyorum gibi şeyler söylerler. Aslında elbette vardır sizin sevip partnerinizin gıcık olduğu bir durum ama söylemez. Rahip/Rahibe pozları, sevişmek de neymiş der gibi bakışlar. İşin garibi evli çiftlerde BİLE böyle durumlar var. Çoluğu çocuğu olan insanlar bile sevişmekten haberi olmayan din insanlarına bürünmeye çalışırlar. Tabii yaa o çocuklar benden zaten!!
SIVAZLARIM BÖYLE AŞKIN IZDIRABINA...
Günü gelir o insan gelir karşına. Sevindirici bir olaydır. Başlarken kimse bir son düşünmez. Sondan kastettiğim evlilik, nişan, yağmur duası vb. ritüeller. Sadece bekleriz alışkanlık olmasını. İlk ayların ve ilk sekslerin verdiği hazdan biraz sonra bugünün varlığını reddedercesine yarına, öbür güne bakılır. Bugünü katledip adeta… 3 sene sonra evleneceğiz değil mi? Bir sene sonra nişanlanıyoruz değil mi? Kına gecemde makatıma kadar kına yakacağım değil mi? Gibi sorular yağar adeta. Cevap alamazsa taraflardan biri daha enteresan sorular gelir. Bizim sonumuz ne olacak? Büyük ihtimalle içtiğimiz sigara ve alkolden acılı ve ağır bir ölüm olur sanırım sigara paketlerinin üzerinde yazdığı üzre. Dalga geçme benimle!! Ben bizden bahsediyorum!!! Sonumuz ne olacak diyorum sana? Ben sadece bir eğlence miyim senin için? Günlerini geçirdiğin sıradan biri mi?... Bu noktada düşünüldüğünde en azından benim düşüncem bir insanın diğerine verebileceği en büyük hediye kendi zamanıdır. Geri kalan her şey düzensiz ve ucuzdur zamanın yanında. Eğlenme noktasında ise eğer bir çift birbirine eğlenmek için bağlı değilse ne için bağlıdır ki? Aşk keyif vermez mi bu soruları soranlara? Bu sorular yine iyi. Kendi ağzından dilediği hikayeyi anlatamayanlar var. Annem-babam çok sıkıştırıyor. Sanırım onlarla tanışmalısın. Yoksa canıma okurlar… Gayet güzel bir aile. İnsani hislerinden ötürü kendi çocuklarını tehdit eden insanlar. Tanışmaya can atmalı bu tiplerle. Ha karşı taraf bunu size söylerken inanın kendi bunu istemiyor gibi davranır. Bana kalsa biliyorsun ama “Babam” biraz geri kafalı. Örnekler böyle sürer gider. Kendimce çıkardığım sonuç ise; Evlilik taraflardan birinin diğerini “kafalayıp” genelinde rutin ve sıkıcı geçecek bir ömre mahkum etmeye çalışmasıdır.
TANRI OL DEDİ OLDUK!!! ANCA BU KADAR OLDUK…
Ülkede yaygın din İslam. Camilerle dolu ortalık. Aynı camiler gibi salak saçma insanlarla da. Kıldığınız kılmadığınız namaz, ya da yapmadığınız bir ibadeti Tanrı bile bu dünya için cezasız bırakırken “insanlar” buna bir hayli direnç gösteriyorlar. Herkes Samanyolu TV'den fırlamış amına koyim... Ramazan günü dışarıda sigara içilemeyen “ŞEHİRLER” var hala. Oruç tutan kişiler dövme derecesinde bile cezalandırılıyor bilindiği kadarıyla. Bu da diğer bir ibadet mi? Kim cihat ilan ediyor bu arkadaşlara bilmiyorum. Veya bir gün kendisini Tanrı’ya yakın gören bir arkadaş gelir sorar acıklı bir ses ve sana muhteşem bir mesaj verdiğini zannederek; Bu gün Allah için ne yaptın? Biraz özel hayata müdahale değil mi bu? Hani ben sorsam –Senin hatunla favori pozisyonun ne? Sevişirken korunuyor musunuz?vs. O zaman ben kötü olurum. Halbuki senin sorduğun soru daha müstehcen kardeşim. Senin ne işin var benim inancımla. Tanrı koyvermiş dünyaya beni ve ne yaparsan yap iyi veya kötü sonra görüşürüz diye. Hani iyi biriysem ne yapacaksın? Cennette komşum olmak mı istiyorsun? Cumaya gitmem, oruç tutmam sana referans mı olacak? Hani forumlara yeni üye olurken belirtirsin ya TAVSİYE EDENLER kısmına onun gibi bir şey var kafasında herhalde. Tanrı böyle site moderatörü gibi birşey sanıyor dallama :). Aynen devam et "DİN"kardeşim, Tanrı senin bu abuk sabuk dinden soğutan muhabbetlerin için çeşitlie ebatlarda kazıklar hazırlıyor olmalı… Genelde “dindar” takılan tipleri dışarıda süzün. Her erkek bakar kadınların kalçalarına “tik” gibi bir şeydir ama bunlar bir farklı bakar. Hani fırsat verilse vahşice tecavüz edeceğine kalıbımı basacağım adamlarda var. Allah’ın yolunda hızzz yapılmaz.Zinharrrr yapılmazzzz. Tali ve tümsekli bir yoldur Allahın yolu.

8 Haziran 2011 Çarşamba

NEDİR Kİ BU "SIVAZLAMAK"??


Bütün duyguların felce uğrar ya bendini aşan bi öfkeyle. Arkandan sana manalı manalı korna çalan şoföre, sen hala evlenmiyor musun bakalım, ne oldu iş bulamadın mı hala diye soranlara, sen daha kapıdan çıkarken sana pis pis bakan komşulara, yanında yarinle dolaşırken yercesine gözlerle yarini süzenlere, sevdiğin insanların yanında gururunu kırıp "Azuhahahaha" diye gülen ayılara vs. duyduğun öfke aşar ya seni.. İşte tam o anda tepki vermeden tam bir saniye önce kurbanına bakıp içinden " Bak ben seni nasıl oturtucam bu kucağa" diyip oturtacağın yerleri nazikçe ovalamaktır. Halk arasında "bilenmek" de denir.

6 Haziran 2011 Pazartesi

ANAHTAR KELİMELER

Uzun bir süredir abidik gubidik sebeplerden dolayı yazmıyoruz.  Haliyle bu süre içersinde blog güncellenmediği için, sayfamıza ulaşanlar arama motorları sayesinde ulaşmışlar. Bende bu anahtar kelimeleri görünce bir yazı yazmadan geçemedim. Çünkü anahtar kelimeleri görünce çok saygı değer bir kitlenin bizim bloğumuza ulaştığını farkettim. Gerçekten çok saf duygulara sahip arkadaşlar nereden mi biliyorum aradıkları cümlelere bunu tamamiyle yansıtmışlar, hadi gelin beraber bakalım sizde bana hak vereceksiniz.

belki oruspu olsaydim butun erkekler pesimden kosardi:  bu cümleyi aratan arkadaş kendisi için bir yol çizmiş zaten ama sanırım kafasında bazı ufak pürüzler var, bu yola girerse sonaca kesinlikle ulaşabilecek mi emin değil. Bu nedenle birde google amcaya sorayım demiş.  Neyse biz yine de iyi niyetli düşünerek bu arkadaşın yalnızlıktan sıkıldığını, bunaldığını ve yeni arayışlar içersine girdiğini farzedelim. Çıkacağı bu yolda ona başarılar dileriz...

asikca sevisenler porno:  Porno arayışındaki bi arkadaş ama sanırım bu arkadaş romantizmin esiri olmuş ve herşeyde tutku arıyor. Pornoda da aşk araması buradan kaynaklanıyor olmalı. Ne diyelim kolay gelsin, umarım birgün umduğunu bulur.

sarhoşdan aşırı hayatın amına koyayım şarkısını dinle indir:  Böyle bir şarkı var mı yok mu valla bilmiyorum ama arkadaş bir yerlerden duymuş olsagerek ki bunu aratmış. Eğer böyle bir şarkı yoksa da Serdar’dan  bu sözleri harmanlayarak güzel bir şarkı yazmasını bekliyoruz. Eminim yaza damgasını vuracaktır.

erkei siken kadin dergisi:  İş sizlere sanatsal bir kişilik, sürrealist bir yaklaşım, hayata cinselliğe farklı açılardan bakabilen bir insan...Bakın işte bu topraklardan da Salvador Dali’ler çıkabiliyor. Sanırım arkadaşın böyle bir dergi çıkarma düşüncesi var ama böyle bir dergi olup olmadığı konusunda bir araştırma yapıyor. Arkadaşa başırılar diliyorum, dergisi tiraj rekorlarına imza atacaktır.

Neyse artık burda keselim çok uzatmayalım, belki ilerleyen günlerde bu konuyu tekrar ele alırız. Umarım ileride daha yaratıcı aramalar ile bloğa ulaşırlar, böyle yaratıcı arkadaşları sayfamızda görmek sevindirici J

10 Şubat 2011 Perşembe

MUHTEŞEM SORULAR

Doğduktan henüz birkaç yıl sonra, agu bugu aşamasını yeni geçmiş, daha üç beş kelimeyi yanyana getirip zar zor konuşurken "anneni mi daha çok seviyorsun, yoksa babanı mı?" gibi saçma bir soruyla başlayan sorular silsilesi, korkarım ki ömrümüz boyunca devam edecektir. Yakın çevremizde yaşayan bir takım gudubet teyzeler ve cenabet amcalar, sanki bizim hayatımız onların çok umurundaymışcasına sorarlar da sorarlar...

İlkokula başlarsınız ve kısa bir süre sonra bu amcalar ve teyzeler tekrar sahneye çıkar "eee okul nasıl, dersler nasıl gidiyor bakalım" şeklindeki klasik soru girer hayatınıza ve bu soru bütün eğitim yaşantınız boyunca devam edecektir. Artık bütün karne günlerinizde bu teyzeler ve amcalar ortaya çıkacaktır; "karne nasıl ? takdir teşekkür var mı bişey?.."Tabi ki de sadece bu soruyla yetinmezler, daha kıyaslamalar yapılacaktır, zaten bu bizim kanımıza işlemiş bir olaydır sidik yarıştırmadan yapamayız. "bak benim torun takdir getirdi, öğretmenleri de çok memnun" e tabi kadın da haklı söylemekte, haliyle ilkokulda takdir getiren öğrencilerin hepsi şuan ordinaryüs profesör

Şöyle aradan birkaç yıl geçtikten sonra, ilköğretimin son yılları gibi sorular biraz boyut değiştirmeye başlar: "kızlarla aran nasıl lan? var mı bişeyler?" Bu soruyu genelde kız konusunda olabildiğince başarısız olmuş şahıslardan işitirsiniz fakat bu soru arkasından gelecek muhabbetin habercisidir sadece, kendilerini bir playboymuşcasına takdim eder "lan ben senden küçüktüm, bütün okuldaki kızları sıraya dizerdim hey bea..." Birde bu dönem tehlikeli bir dönemin başlangıcıdır, ergenliğe ilk adımlar atılmaya başlanır, bazı organların daha farklı kullanımı olduğu anlaşılır. Amcalardan edepsiz sorular gelmesi muhtemeldir "kuş uçuşa başladı mı lan? Bak olum boy abdestini alıyorsun dimi?" yani anlayacağınız amcaların sınırları yoktur, tabi bu sorulara karşılık nasıl bir cevap bekliyorlar orasıda ayrı bir meseledir.


Peki ya üniversiteye başlama aşaması? Okunmuş pirinçler, çeşitli baklagiller ve evlerde kadınların toplanarak yaptığı garip ayinler eşliğinde üniversite sınavlarına girilir, tercihler yapılır, bunların sonrasında öyle veya böyle bir üniversiteye girildiğinde "bak gördün mü nasıl da işe yaradı, sen dalga geçiyordun ama biz o pirinçleri sana yutturmasaydık kazanamazdın" diyerek bütün bir yıl boyunca götünüzden kan gelerek çözdüğünüz testler, çalıştınız dersler bir çırpıda kenara atılır. Neyse asıl konumuz bu değil, üniversiteyi kazanırsınız ve herkes benim ki gibi herkes tarafından net olarak bilinmeyen bir bölümde eğitim alıyorsanız, bundan sonraki 4-5 yıllık üniversite eğitiminizde herkese bölümünüzün ne olduğunu ve mezun olunca ne olacağınızı açıklamaya çalışacağınız kesindir. Hani öğretmenlik, tıp veya mühendislik gibi bir bölümde olsanız "hangi bölümde okuyosun? mezun olunca ne olacaksın" sorularına vereceğiniz cevaplar biraz daha kolay olurdu ama halkla ilişkiler ve reklamcılık dediğiniz zaman sizden derinlemesine bir açıklama bekledikleri kesin, artık nasıl bir ilişki canlanıyorsa gözlerinde (lan  yoksa bizede mi kayacak lan bu???)


Eğitim hayatınız boyunca sorular devam eder de, sonlanınca sorular da kesilir diye hiççç umutlanmayın, yok öyle bir şey. O siktiğimin "daha iş bulamadın mı?" sorusu üniversiteyi bitirmenizin hemen 1 ay sonrasına denkgelir ve siz iş bulasıya kadar hergün karşılaşmanız mümkündür. Sanki ben çalışınca bu denyolar da para kazanacak hah zırnık koklatmam. Bir de meşhur askerlik sorusu vardır "askere ne zaman gidiyosun? bir an önce yap askerliğini" lan sanki askerliği yapınca kurtuluş mu var amına koyım,  o zamanda " ne zaman evlencen, daha bulamadın mı birini" demeye başlayacağınızdan adım gibi eminim.


Aslında bu soruların temelinde öyle merak veya karşındakini düşünmek gibi masumane şeyler yoktur, bu soruların amacı ya birilerini kıyaslamak, yani daha önce dediğim gibi sidik yarıştırmak yada birşeyleri yapması için karşı tarafı dürtmektir. Tamamen şeytani hislerin dışa vurumudur, birilerini yönlendirmek, küçük düşürmek, bir kavganın bir yarışın içine atmak temeline dayalıdır. Her zaman her fırsatta dile getirilen, Türk toplumunun hoşgörülü, sıcak, sevecen ve anlayışlı yapısından kaynaklanıyor olsa gerek. Herneyse bu tarz soruları soran herkese öpücüklerimi gönderiyorum ve yalarım diyorum ...Hoşçakalın!

8 Şubat 2011 Salı

SEKSİ HURAFELER...


Bir çok efsaneye ev sahipliği yapan bir konu seks... İşte erken boşalmadan boy mu işlev mi geyiklerine, orgazm taklidinden akrobasi içeren pozisyonlara ve nicelerini barındıran bir konu.. Bir çoğu sadece kulaktan dolma, ve bel fıtığı tedavilerinden bile ilginç yöntemler uygulayan YURDUM İNSANI...

ZAMANLAYICISI BOZUK SAATLİ BOMBA:ERKEN BOŞALMA...

İşte erkekler arası en hit olmuş konu. Bana kalırsa eğer sevdiğiniz kişiyle ve havanızdayken seks yapıyorsanız, her boşalma erken. Lakin bunun bokunu çıkaran arkadaşlar "her konuda olduğu gibi" elbette var. İnternette milletin forum tarzı yerlerde birbirine verdiği akıllar, akıllı insanı yoldan çıkartmaya yeter de artar bile. Yurdum insanlarından bu soruna sahip birisi; Ben içimden çarpma işlemi yapıyorum diyor. O kadar ustalaştım ki artık 3 basamaklı sayıları bile çok hızlı şekilde çarpabiliyorum. Eee kardeşim partnerini hiç mi düşünmüyorsun. Sen sadece şişme bebek gibi yatıp sayıları çarpıyorsun, hatun ne yapıyor??Bence her seferinde farklı bir süredir bu boşalma olayı. Ama erkek milleti biraz hırslı bu konuda. Piyasada gün geçmiyor ki yeni bir ürün çıkmasın bu konuda. İşte son olarak futbol maçlarının uzatma dakikalarında çıkan reklamlar çok hoş. Dr.Love ile keyfi uzatıyoruz diye bir yazı çıkıyor arkasından +1 dakika yazısı. Hoca herşey 1 dakika için miydi?? Tüh yaaa :)Ee genelde insanlarımız sürekli parayla yaşadığı deneyimleri paylaştığı için ortaya anlaşılamaz bir sonuç çıkıyor. Sonuçta boşalma olayının erken veya normal olduğuna partner karar verir. Eğer çocuk yapmak için değil zevk almak içinse faaliyet bence karşılıklı görüş alışverişi daha kaliteli ilişkiler oluşturmada işe yarar. Belki de porno filmlerin uzunluğu aklını bulandırıyor insanların. Millet o filmler yalan dolan.Eğer 1 dakikaysa boşalma olayı sorun var demek.Ama kimse 90 dakikada boşalacak diye bir şey yok.1.5-2 saat sürtünmeyle alet alev alabilir. Sonrası beni yak kendini yak herşeyi yak...

RUKİYE SEN AMUDA KALK BEN DE DOLABIN ÜSTÜNDEN 5'Lİ SALTOYLA SENİN ÜSTÜNE ŞAAAAP DİYE UÇACAM...YEHUUUUUUU!!

Kitabı bile var canına yandığımın. Kamasutra idi adı herhalde. İlginç ilginç pozisyonlar. Bunlarda porno filmlerden monteli beyinlere. Yere yatıp mabadını göğe diken bir kadına üst taraftan küsküyü veren bey abiye bakmayın siz. 90 derece açılara giren kadınlar da memnun değildir herhalde bunlardan. Bence amerikan güreşlerinde olduğu gibi yazılar yazmalı porno filmlerin altına. Profesyonel değilseniz denemeyiniz diye. Sürekli boyun kırmaya müsait pozisyonlar fink atıyor filmlerde. İnternetin hayata iyiden iyiye girmesiyle favori pozisyonlar da herşey gibi değişti. Klasik ve nerdeyse ulusal pozisyon olan bacak-omuz yerini daha cici isimli pozisyonlara "misyoner, kaşık vs. bıraktı. Ne diyeyim boyuna kola kafaya dikkat. Kırıksız çıkıksız günler dilerim....

BENİM Kİ 18 CM... VE KAFASI HARİÇ...SEN DÜŞÜN ARTIK BOY MU İŞLEV Mİ?

Kime sorarsanız sorun bundan küçüğü yoktur. Hep 18 cm veya daha da yukarısı. Ya bu insanlar santimetre ne demek bilmiyorlar. Yada hepimiz otobüslerde bizden 30 cm uzak duran insanlar tarafından bile tehdit altındayız. Hadi uzunluk hep götten atma cevaplar yüzünden klişe olmuştur ama "işlev" nedir eyyy ahali. Sonuçta tek fonksiyonu kanla dolup şişmek olan bir organın ne gibi bir işlevi olur. vajinanın içinde kafasını sağa sola sallayıp, yada daireler çizeni mi var a.q? Diğer yandan 30 cm aleti olan adamlara da acıyorum. Bence aletin hepsini de kullanamazlar. Sonuç olarak 1.60 boyu olan bir kıza tamamen saplarsa hacı amca pipisini büyük ihtimalle bademcik ameliyatı yapacak konuma çıkartır aleti.Yani katil olmak istemez ise bu 30 cm'lik arkadaşlar aletin %50'sini falan kullanması lazım. Ee boyun işemeye de yararı olmadığına göre, kalan 15 cm'in kendinlerine girmesini diliyorum.

NOT:30 cm biraz abartı olmakla beraber ülkemizde herkesin götten attığı boyut 18-21 cm arası değişmektedir.

KADIN ORGAZMI®.. TAKLİTLERİNDEN SAKININ....

Zaman zaman sağda solda yazan yazılardan göze çarpar. Türkiyede kadınların büyük bir kısmı hayatında sadece bir kaç kez orgazm yaşıyor falan filan. Gerisi taklit yeteneğine kalmış. Haliyle kadın bunu karşı tarafa aks ettirmiyor. Yoksa erkek "Lan sende bir sorun var. Bu güne kadar hiç bir kadın sorun yaşamadı" diyerek işin içinden çıkıyor. Orgazm yaşayan kadınlarında yok vajinal orgazma ulaşayım gayreti içine giriyor. Onlar kıllısını arayanlar.. :) Bu gibi durumlarda erkek olmak gayet avantajlı. Biz de tek yön var. Yok vajinalmiş yok klitoralmiş öyle detaylar yok. Ohh ne rahat.Takıl git anasını satiim..


Ne olursa olsun güzel zamanlar geçirmek için iki tarafında keyif alması şart. Tanrım taklit orgazmlardan, tehlikeli pozisyonlardan, erken boşalmadan, vajinal akıntıdan, bel soğukluğundan, kukunun kokanından, pipinin minnacık olanından, kocaman klitoristen, HIV'in ve gebelik testinin pozitifinden, sertleşme sorunundan herkesi korusun gözetsin....

29 Ocak 2011 Cumartesi

SÖYLEMEKTEN SIKILIN ARTIK...


Bir yarin diğerine attığı nutuklara bayılırım ben. Seni bir taşşağın içindeki sperm sayısı kadar seviyorum, seni hayvan, hatta terliksi hayvan gibi seviyorum, senden önceki hayatımı yaşamadım sayarım ki düşün bi, senden önce beraber olduğum onca taş gibi hatun, gülmekten krizlere girdiğim güzel anlar falan hep yalandı falan filan. Lafı geçmişken, "FELAN" değil amına koyayım "FALAN". Felan diye lafa başlayan özellikle ince sesli bayanların bütün gücümle götüne koyar saygılar dilerim.

SENİN İÇİN ÖLÜRÜM ŞADİYE ( İSMİN BENİ ÖLDÜRMEZ İSE)

Kim ölür birisi için hep merak eder dururum. Bir anne yavrusu için desem, kürtaj olayları aşikar. Bir sevgili diğeri için desem ee boynuz olayları ortada. Senin için ölürüm ama bu karıyada kayarım mı demek bu? Hatta abartıp saplantılar için desem, kim tuttuğu takım için ölür. Hani kimse ölmedi. Vatan millet için? Belki... Ölmeyi bırakın oylarla öldürüyolar. Sonuçta kaç senedir AKP iktidarda.. Onun için ölende yok. Yani uzun lafın kısası kimse kimse için ölmez ölemez. Özellikle sevgililer. Herkes atıp tutar. Aşkım senin için ölürüm. Bre dallama ölme sevgilin için. Daha iyi bir sevgili ol bak ölmekten daha yararlı. Hem cesedinle sadece hastanede ölü seven hastane çalışanlarını tatmin edersin...

MERHABA DÜNYANIN EN GÜZEL KIZI!!!

Dünyaya ilginç bir göktaşı çarptı ve tüm güzel kadınlar öldü. Jennifer Lopez'den Eva Mendes'e kimse kalmadı sıra sana geldi. Bırak allah aşkına. Tamam kompliman olarak gayet güzel. Ama buna inanarak hayatına devam eden insanlar var lütfen dikkatli olun. Genelde bunu erkekler söyler. Dünyanın en güzeli diye başlanır lafa. Şöyle bi yalama yıkama falan.. Kızlardan pek duymazsın dünyanın en yakışıklı erkeği diye. Onlar inansada söylemez. Korkarlar. İşte eğer söylersem gider başka karılarada kafayı takar. En iyisi bu herif yakışıklı olduğunu bilmesin diye. Ahh bu çakallar ve onların planları.

SEN BENİM İLK SEVGİLİMSİN!!!

Bende yedim. Yani sen daha önceleri ıssız adalarda yaşadın veya ilginç bir manastırdaydın. Hemde bu zamanda. Şimdi bir sevgiliye sahip olmak eskisinden de kolay. Sosyal paylaşım ağlarında insanlar hem duyguları hem vücutları paylaşıyor. Yakında facebooktan çocuk sahibi olmak mümkün olacak müjdeee!! Hemde çok kolay. "DÜRT" butonunun altına kondomsuz seviş butonu eklenecek. Hesabını açan bayan kişi haberi alacak. "Muzaffer adlı kişi sizi kondomsuz olarak dürttü" diye. Ayrıca face için çalışacak kondomsuz sevişici aranıyor. Tıklama olayından sonra bayanın evini ziyaret edip onu hayasızca sikmek için. Başvurulara aletinizin fotosunu koymanız şart. Erken boşalan adaylar tercih sebebidir. Bak işte oradan kaybediyorum ben..

ATIN YELESİ DEVENİN SİKİ,, SEVİYORUM SENİ LANET OLASI TİKİ

Aşk herkesi şair yapmaz.Bir çok insanda yazma isteği uyandırır ama herkes kendini şair zanneder. Ortaya çoğu zaman duygularınıza felç geçirtebilecek şeyler çıkar.

Bahar gelir, çiçekler açar,
Benim araba çok pis kaçar,
Soğuğu yiyen cıvık sıçar
İshal oldum ama seviyorum... gibi benzersiz şiirlerle doluyorsa telefonun hafızası, biri size aşık olmuş demektir. Birde bunları okuyup duygu dolu gözlerle size bakar bu tipler. Yalvarırım beğen der gibi. Ee işte ne dersin ki. Güzel olmuş ama ben o ishalle aşkı pek bağdaştıramadım. Sanki biraz alakasız olmuş. Yook olur mu senin aşkın sindirim sistemimi bozdu ondan öyle yazdım. Hani bi gün yanında donuma sıçtım yhaaa !! ...

Bazı lafları büyük atmak, beklentileri yükseltmek, yada hiç olmadığın veya olamayacağın gibi davranmanın kazancı nedir bilmem. Tek tesellim bu insanların kolayca deşifre edilebilmesi. Ne diyim dozunda kompliman, dozunda aşk.. Her şey dozunda güzel ;)

Pipinin Anlatıma Kattığı Ahenk

Öyle bi alışmışız ki günlük konuşmalarımızda her söz, her yol kısacası herşey sikimize varıyor. Seks ve tuvalet dışında daha birçok kullanım alanı mevcut. Bazen en büyük silahımız olur, bazen değerlendirme ölçütümüz, bazen cezalandırma aracımız, açıkçası çok geniş bir kullanım yelpazesi mevcut.

Birine mi sinirlendin veya seni gıcık etti yada dalga geçti, seni sikerim lan diye girersin hemen devreye. Yada en geniş kullanım şekliyle hay ben senin amına koyım şeklinde duygularını ifade edersin. Hem o kişide koyacağın şey olmuş veya olmamış hiç önemli değildir, erkeksede dişiysede amına koyarsın. Koymak içinde durum aynıdır, koyacak organ olmuş olmamış farketmez, erkekler koyar da bayanlar koyamaz mı. Öyle bir koyarlar kii...bu olayda pek cinsiyet ayrımı yok sanırım. Yani tam bir tehdit aracı, elinde tam otamatik bir silah varmışcasına tehditlerini savurursun: sokarım, koyarım, çakarım, hoplatırım...

Bazen de çok değersiz bir konuma düşer.  Birinin herhangi bir saçma hareketinde, salakça bir davranışında falan lan yarrak kafalı, sik beyinli veya sadece yarrağım şeklinde salaklığı tasvir etmekte kullanırız. Bu tasvir şekliyle, herşeyden değerli tuttuğumuz bu organ birden bütün değerini yitirir. Yani büyük bir dengesizlik söz konusu.

Başka bir çelişki daha vardır bu konuda. Biz erkekler bu organın büyüklüğüyle övünmeyi bir marifet biliriz ama küçük şeyleri anlatırken onun adını kullanmaktan da hiç çekinmeyiz. Lan sik kadar şey işte...

Diğer bir yönüyle de bir umursamazlık ifadesidir pipimiz. Hiç sallamadığımız bir durumu en güzel ifade etme yolumuz, sanki herşey oradan geçermişcesine; çokta sikimde veya sikime bile takmam şekildedir.

Tabi ki bu kadar işimize yarayan, her yerde herşey için kullanılan bu organımız bizim en büyük zaafımızdır. Hal böyle olunca bu organımız üzerinden tehditler almamız çok olası bir durumdur. Bize sinirlenen birinin ilk tehditi senin sikini koparır ağzına veririm olması beklenmedik birşey değildir. Caydırıcı yönü çok büyük bir tehdit olsa gerek.

Şöyle bir baktığımızda, günlük konuşmalarımızda, söz konusu organın yeri hiç de azımsanacak gibi değildir. İcraatları çok fazla olan bir organ olsa gerek ki neredeyse onu kullanmadan tasvir yapmamız, öfkemizi belirtmemiz veya bir şeyin boyutlandırmamız pek mümkün olmuyor:) Ne diyelim artık, hadi hepimizin siki sağ olsun!!!

26 Ocak 2011 Çarşamba

KAÇINNNN!!! FANTOM GELİYOR 10 POSTA GÜCÜNDE!!


Bugüne kadar hiç bir hikayede boka batmadan çıkan göremedim. Her nedense kahraman önce çekilmez çileleri çekip, ağzına, yüzüne taşşaklarına bol bol darbeler alp,(ne hikmetse hayatta ve hiç bir fonksiyonu kaybetmeden hayatta), çoğu zaman sevdiği kadın düşmanlar tarafndan çatır çatır yenildiği vb. bir çok tatsız olaydan sonra zafere ulaşr. Sürekli bazı duyguların yüceliğinden bahsedilir. Filmi izleyen adamda hassiktir oradan bana o parayı verseler anında yapardm ne isterlerse. Canseverle bile yatardm diye hayflanır. Ahh şu güç düşkünü arsız kahramanlar....

KAÇINNNN!!! FANTOM GELİYOR 10 POSTA GÜCÜNDE!!

Bu süper gücü olan kahramanlara deli olası geliyor insanın. Birtanesi bile yeterince süper değil. Bir kere de düşmana aman bile dedirtmeden 10 saniye içerisinde galip geleni yok. İlla ki zayıf düşmeli, sürünmeli ve o cafcaflı kostümü yırtılmalı. Yada zayıf bir noktası olmalı. Mesela Süpermen için kripto.. O kuvvetli mi kuvvetli uzaylı adam sik kadar taşı görünce gazozuna ilaç atılmış genç kıza dönüyor. Hadi buna anladık diyelim. Peki bu örümcek adam denen lavuk? Neden sadece güzel olaylarını alıyor örümceğin? Bir kaç bacağı daha çıksa ve ağıda gerçek örümcekler gibi götünden çıkararak örse nasıl olurdu? Sanırım sürekli düşmanına karşı domalan götünden ağlar atan 6 bacaklı ve orta yaşlı bir adam alıştığımız kahraman rolünden biraz dışarıda. Ulen herşeye eyvallah etsek, bu süper kahramanlar neden hep salak insanlara sabreder? Bir kaç olay kötüye gitti mi insanlar da burun kıvırmaya başlar bunlara. Bu adamlar herkesten, herşeyden bu kadar güçlüyken, bu sabır niye. Tabi birde bu kahramanlar dönemin siyasetçileriyle takılır. Başkandan emirler alır ve eğer ters giden olaylar varsa haliyle siyasetçilerde ananıda al git gibi laflar eder bu gariplere. Herhangi bir süper kahramanı bizim Tayyip'in elinde düşünsenize? Süpermenle cuma namazına giden muhteşem lider...


FLAŞ FLAŞ FLAŞ...SUPERMAN VE HALİME YAKINDA EVLENİYOR...

Süper kahramanların çeşitli etkilerle sağı solu değişip, götü başı oynayan insanlar olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu büyük güçle beraber karizma ve şöhrette geliyor. Tamam buraya kadar herşey güzel. Hadi bütün süper kahramanların yakışıklı olmasını da anladık diyelim. Arkadaş bu süper kahramanlar da bizim gibi kendisine ota boka trip atan kız arkadaşlarına neden katlanır? Şimdi eğri oturup doğru konuşmak lazım. Bir erkeğe bu kadar fazla özellik verip onun tek eşliliğe inanan ve tamamen sadık biri olmasını beklemek, iyi bir hayalgücünden fazlasını gerektiriyor. Yani parayı bulan bir erkek bile soluğu Rusyanın bağrından, soğuk havasından kopup gelen sıcak kadınlarla takılırken, süper güçlere sahip dünyanın gözbebeği olan bir erkek bir kızın her türlü kahrını çekiyor. Olacak şey değil bu!! Düşünsenize bir, uçabiliyorsunuz, duvarların arkasını görebiliyorsunuz, size mermiler bile işlemiyor ama hala kadının o mübarek çenesini kapatacak bir olayınız yok!! O kadar da süper değilmiş yani :) Belkide erkeğin kaderidir bu. Ne kadar süper kahraman olsa da, kaderde kahır çekmek varmış abi...

SUPERMAN SANAYİDE, SPİDERMAN TEKSTİLDE, FANTOM HAYVANAT BAHÇESİNDE ÇALIŞIYOR...

İşte zurnanın zırt deliği burası. O kadar güç, şöhret falan filan derken bir bakıyorsunuz bizim süper kahramanlar bildiğin mesai sisteminde, düşük ücretlerle çalışıyor. Hem de üstleri tarafından ezile ezile. Yani şahsen ben o kadar sabır sahibi biri olmazdım. Patron gelip fırça atacak öyle mi? Gözlerimden çıkan lazerlerle taşşaklarını kızartırdım. Ama bizim kahramanlar gayet peygamber sabrına sahip insanlar. Zor durumlarda binayı kökünden söküp okyanusa atmıyorlar. İşe güce falan giderken öyle trafiğe takılıp gidiyorlar. Belki de bu filmleri yazan arkadaşların bunları normal hayata monte etme çabaları yüzünden oluyor bunlar. Belkide bizim ülkede olsa bu kadar sakin kalamazlardı. Düşünsenize adam süper kahramanlığın yanı sıra bir işe girmiş. Yolu yemeği yok :) asgari ücret. Sanırım ilk aylığını aldıktan bir kaç gün sonra mecburiyetten ziraat bankasının bir şubesini soyardı. Sonra sahile hanım arkadaşı götürünce falcı teyzelerin, boyacı çocukların, keman çalan, fotoğraf çeken amcaların etrafını sarmasına sinirlenip tüm sahil şeridini lazer manyağı yapardı. Trafikte hem kahramanımızı sıkıştırıp, ondan sonra levyeyi alan ve arabadan inen tek kaşlı bir adama rastlasaydı, veya belediyenin kazıp uyarı tabelası koymadan bıraktığı bir çukura düşseydi, bayramlarda ona imalı imalı bakıp " Sizin oğlan da adam gibi bir iş bulamadı" diyen sonrada kendilerince bir örnek gösteren akrabalara dayanabilir miydi? Yolda öylesine yürürken ona omuz atıp sonra da "Bir sorun mu var bilaaaader" diyen götü başı ayrı oynayan bir serseriye, yanındaki kıza aygır gibi bakan ve "yine" birleşik kaşlı gömleğinin sadece bir düğmesi ilikli ve genelde "şahin, doğan, kartal, serçe" camından sarkıp İsmail YK'nın şarkısıyla kendinden geçen ve kendini muhteşem biri sanan bir lavuğa? Düşündüm de Türkiye'de süper kahraman olmak bile zor. Daha ilk ayda 20 milyon insanı elden geçirmiş olurdum.

Fazladan kahraman yazmaya gerek yok diye düşündüm. Hele bizimkilere hiç girmedim. Zaten bizim kahramanlarımıza kimse birşey söyleyemez. Kara Murat gibi bir kahraman var bizde. Gözünü dağlasalar boş. Daha öyle bir kahraman çıkaramadı Hollywood. Uzun lafın kısası Tanrım sizi her türlü mutasyondan, başıboş radyasyondan, dünyaya çarpan meteordan, duvarın arkasını gören komşudan, uçabilen platonik aşıktan, beyin gücüyle bükülen kaşıktan, ve daağğlar gibi bulaşıktan korusun....


23 Ocak 2011 Pazar

ERKEĞİNİZİ "DELİ" ETMENİN YOLLARI


Bir çok kadın dergisinde orada burada yazılan, efsane olmuş bir konudur erkeğinizi deli etmenin yolları. Aslında bir kadının bunlarla fazla kafa yormasına gerek yok. Kadın zaten doğuştan, varoluştan gelen bir yetenekle bunu kolayca yapar. Aklıma gelen bir kaç delirtme yolunu hemen paylaşayım...

SAATLERCE SÜREN YORUMLAR İSTEYİN...

Eğer yeni bir kıyafet aldıysanız veya saçınızı boyattıysanız, kaşınızı bile farklı bir biçimde aldırdıysanız saatlerce süren yorumlar isteyin. Bir erkeğin "Güzel olmuş" lafıyla yetinmeyin, detay isteyin bu bir erkeği deli etmeye yeter de artar bile. Özellikle erkeğiniz meşgulken yapın bunu. Bakın nasıl hayalarına tekme yemiş gibi çığlıklar atacak bir süre sonra. Sonra bir arkadaşınızın ilişkisini anlatın dertleşin onunla. Ama çevrenizdeki en salak kızı seçin anlatmak için. Sonra yine saatler süren yorumlar bekleyin. İşte yine o hayalara tekme yemiş ifadesi karşınızda. Çok güzel bir yöntem olmakla beraber 5 dakika içinde hafif derecede cinnetle kavrulmuş er kişi servise hazırdır..

KISKANILMAK HER ERKEĞİN HOŞUNA GİDER

Bu konunun başlığı bile bir çok erkeğin gözlerinin dolmasına sebep olabilir. Yolda yürürken yanınızdaki erkeğe bakan kızların günahını erkeğinize atın. Yakışıklı olmasının cezasını çektirin ona. Sonra ona çevreye umut verdiğini, yoksa o kızların bu şekilde ona bakmayacağını söylerek erkeğin orospusu olduğunu iddaa edin. Bakın nasıl ağzından köpükler saçarak böğürecek. Bunlar delirtmeye yetmezse erkeğinizi arkadaşlarından da kıskanın. Arkadaşlarını daha çok sevdiğini ima ederek saçma bir kıyaslama yarışına girin.Hatta ben mi yoksa arkadaşların mı gibi enfes sorular sorarak erkeğinizi nirvanaya ulaştırın. Bakın nasıl yoğun bakıma düşecek görün ;)

ERKEĞİN KALBİNE GİDEN YOLU MİDE SPAZMINDAN BULABİLİRSİNİZ

Bilmediğiniz ama kadın dergilerinde erkeği delirteceğini yeminlerle anlatan egzotik diye tabir edilen yemekler harbiden delitrtir erkeğinizi. Bir de yemeye zorlayıp başka bir seçenek bırakmazsanız, ateş çemberi içinde kalan bir akrep gibi kendini öldürmeye teşebbüs edebilir. Ee tabi yorumda bekleyin yemeğin arkasından. Yediği yemekten sonra yaşam mücadelesi veren erkeğinizi soru bombardımanına tutun.Sonra çok umurunda olduğun zannederek 1,5-2 saat yemeğin nasıl yapıldığını anlatın. Herşeyin tamamlandığını düşündüğünüzde bir de anlattığınız şeylerden sözlü sınav yapın. Ya da arada bir sikik öğretmenler gibi "Ne söyledim en son ben" diye takip-kontrol mekanizmanızı devreye sokarak erkeğinize cehennemi tasvir edebilirsiniz. Deli olmakla kalmaz cinnete de uzanabilir...

DIŞARIDA HANIMEFENDİ, MUTFAKTA GURME, YATAKTA YORGUN VEYA HASTA OLUN

İşte erkeği delirtmenin kestirmesidir bu. Onca yorumdan, yemekten, muhabbetten sonra yatak faslı gelince frenleri kopmuş, stresini atması farz olmuş erkeğe başım ağrıyo, bu gün sadece sarılıp yatalım, hiç havamda değilim vs. gibi bahaneler bulun. Eğer üstelerse trip atın, kavga çıkarın. Bunu kısa süreler içinde tekrarlayın. Bakın nasıl erkeğinizi pokemona tapıp ayin yaparken yakalıyorsunuz. Ya da yine yatağın içinde hatta olay esnasında abuk sabuk muhabbetlere girin. Erkeğinize ereksiyon düşmanı sorular sorarak şaşırtın. Tam sevişmenin en ateşli yerinde "Dolar ne oldu bugün" ya da "Sizinkiler nasıl" gibi sorular sorarak sara krizi geçiren bir erkek görmek mümkün. Kafasında bir huni göremesenizde delireceği kaçınılmaz bir gerçek.

ESKİ AŞKLARDAN BAHSEDİN....

Eski erkek arkadaşlarınızdan bahsedin. Hatta abartın överek anlatın. Detay verin. Adamın boyundan posundan, ailesinden, kazancıdan bahsedin. Çaktırmadan kıyaslama yapın. Ama kadında "çaktırmadan" gibi bir kavram olmadığı için erkeğinizin olayı çaktığını ve size bir tane çakmamak için kafasını duvara vurduğunu izleyin. Ama siz acımayın devam edin. Sıra erkeğinize geldiğinde "Benim de bi kız arkadaşım vardı" dediği anda trip atmaya başlayın.Demek benden öncede kız arkadaşın vardı havalarına bürünün. Onun rahip olduğunu sandığınızı söyleyin. 3 gün konuşmayın, tükürün saçını çekin. Erkekler adaletsizliğe delirir. Ee durmayın delirtin o zaman..

BİRLİKTE DAHA ÇOK "KALİTELİ" ZAMAN GEÇİRİN

Bu tür yazılar yazan kadın dergilerini okuyup erkeğinize salak saçma şeyler önerin. Hadi gel dişlerimizi fırçalayalım, hadi "kaliteli" zaman geçirelim vs. Kaliteli zaman da neymiş. Bu güne kadar geçirilen zaman öyle sıradan, öyle sıkıcıydı ki şimdi de kaliteli yaşayalım demek mi? Bu kaliteli zaman lafını kendinize felsefe edinerek durum değerlendirmeleri yapın. Raşit biz hiç paraşütle atlamadık, Raşit bizim ilişkimiz ne kadar durağan bak bu gün hiçbir heyecan yaşamadık gel komşunun köpeğini çomakla dürtüp kaçalım gibi önerilerde bulunun. Bakın erkeğiniz alt dudağını ısırırken nasıl koparıp yutacak. Durmayın deneyin...


Kadında erkeği deli edebilmek gibi doğal ve tanrı tarafından verilmiş bir yetenek varken tavsiyeye ihtiyaç olduğunu zannetmiyorum. Dozunda olmak kaydıyla uğraşılabilir bir durum olsa da hafif bir doz aşımı bünyede sahte rakı etkisi yapabilir. Allah hepimizi sahte alkolden, seher yelinden, pazar yerinden, Alex'in (De Souza) solundan, Ronaldo'nun sağından, Nouma'nın önünden, Fatih ÜREK'in arkasından ve Uganda milli marşından korusun. Esenlikler..

14 Ocak 2011 Cuma

HAY BEN SENİN KULLANICAĞIN ARABANIN....

Trafikten şikayetçi olmayan yoktur sanırım ve zor bir iştir Türkiye’de araba kullanmak. Gelenek olmuştur artık araba kullanırken ona buna sokmak, sokuşturmak. Eee üstad hak etmiyor da değiller hani. Olmadık şekillerde şerit değiştirirler, at sikine konan kelebek misali park ederler, daha henüz sarı ışıkta korna sesleri yükselir, yani kısacası boş yere küfür etmeyiz trafikte. Neyse lafı çok fazla uzatmayayım, trafikteki bazı tiplerden bahsedicem, hadi buyurun bakalım...

ARABAYI SİKİYLE KULLANANLAR

Çoğu zaman araç kullanmak cinsiyet kavgasına da dönüşür. Özellikle erkekler, bayanların trafiği alt üst ettiklerini ileri sürerler. Tabi bu mantıkla baktığımızda erkeklerin arabayı sikiyle kullanıyor olması da gerekmektedir. İşte o zaman bir facia oluşacağına eminim. Düşünsenize bir arabayı sikinizle idare ediyorsunuz ve doğal olarak sikinin gösterdiği yöne gidiyor OH MY GOD!!! Hayal gücünüze bırakıyorum artık gerisini… Bayanlar da trafikte erkeklerin maganda tavırlarından ve tacizlerinden sıkıntılı olduklarını belirtirler. Tabi bayanların böyle bir şikayette bulunmasından sonra insan biraz daha arabayı sikiyle kullanan erkekler olabileceğine inanabiliyor.

CEP TELEFONLARIYLA SEVİŞENLER

Abi bunların hayatı cep telefonu. O siktiğimin aletini eline alınca dünyaları başka birşey görmüyor. Bazen o telefonla hayatından değerli olan ne olduğunu çok merak ediyorum. Araba mı geliyor, uçak mı düşüyor, devasa bir yarrak üstüne doğru mu geliyor hiç umurunda değil bunların. Görseler belki umurunda olacak, kaçacak belki ama etrafına bakmak yerine o telefona baktığı için başka hiç bir şey görmüyor.  Lan bi arasıra o kafanı kaldır, bak etrafına, belki azılı bir tecavüzcü sana doğru yaklaşıyor. Yokkkk abicim bunlar süper mario sanıyorlar hayatı, ölünce diğer canı kullanarak kaldıkları yerden devam edeceklerine inanıyorlar ama işte öyle olmuyor. Öldün mü öldün.  Bunları eğer erken fark ederseniz, yavaşlayın ve usulca yanlarına yanaşın veeee aniden kornayı köküne kadar basın ki olduğu yere sıçsın

YOLLARIN SAHİBİ TAKSİCİLER

Bunları sanırım birileri bütün Türkiye’deki karayollarını belli bir ücret karşılığında bunlara satarak dolandırdı. Yoksa insan bütün yolların kendine ait olduğuna inanmadan bu kadar rahat davranması imkansızdır. İstedikleri aralardan geçerler, kırmızı ışık onları durduramaz siklerine bile takmazlar, ancak istedikleri yerde dururlar. Çoğu birer F1 pilotu edasıyla makaslar atar. Eğer kırmızı ışıkta bir taksicinin önündeyseniz, daha sarı ışığın yanacağını hissettiğiniz zaman, allah ne verdiyse gaza basmalısınız, yoksa o korna sesi ileriki birkaç saat kulaklarınızda çınlayacaktır. Aman haaa sakın kafa falan tutmaya kalkmayın, olayı gören diğer taksicilerin toplanacağını göz önünde bulundurun, büyük olasılıkla levyeler devreye girecektir. Usulca içinizden söverek gitmek en iyisi.

TIR VE KAMYON ŞOFÖRLERİ

Bu arkadaşlar ağır sıklet grubundalar. Kullandıkları araçların boyutları biraz ürkütücü olsa gerek. Bu nedenle trafikte pek korkuları yok. Özgürce hareket edebiliyorlar.  Bu da yetmez gibi bir de “fofofeeeeynk” diye bağıran gizli silahları, yani havalı kornaları var. Siz dalgın bir şekilde ilerliyorken, bu gizli silah devreye girerse büyük olasılıkla beyninizden vurulmuşa dönebilir, geçici bir süre işitme kaybına sebep yaşayabilir, ve en önemli korkudan asfalt üzerinde sekiz çizmeye başlayabilirsiniz. Bunlarla öyle şehir içinde karşılaşmak pek mümkün olmasa da, biraz böyle şehir dışına çıkıyorsanız en çok bunlara dikkat etmelisiniz.  Maazallah dünyayı tersten görmenize bile sebep olabilirler.

FİNGİRDEŞENLER

İşte benim en gıcık olduğum grup (sanırım birazda kıskançlıktan kaynaklanıyor). Abicim sevgilisini yanına alan atlıyor arabaya, yola koyuluyor. Sonra her fırsatta başlıyorlar fingirdeşmeye. Ya arkadaş olan var olmayan var bir düşünün, bu insanlarında canı çeker falan:) Neyse asıl konu bu değil. Dedik ya bunlar her fırsatta fingirdeşiyor diye, özellikle hava kararmışsa kırmızı ışık yanmaya görsün. Hemen o dudaklar birleşecek dimi. E tabi karanlıkta gören olmaz diye bir düşünce hakim. Ama arkalarında benim gibi bir kıskanç karakter varsa??? Sonra yeşil ışık yanıyor, bu arkadaşlar kendilerinden geçmiş bir vaziyette onu fark etmiyorlar. İşte tam o noktada ben giriyorum devreye, açık bulmuşum kaçırırmıyım, anında deşifre ederim vallah. Hemen sellektör denilen asrın icadına başvuraraktan bu arkadaşları kabak gibi meydana çıkararak, kamuya deşifre ediyorum...HAHHAHHAAAA...

Yakın zamanda bütün bu trafikte görmeye alıştığımız tipleri özlemeye başlayabiliriz. Maşallah akaryakıt fiyatları aldı başını gidiyor. Trafiğe çıkmak baya bir zengin işi olacak. Ohhh bea mesajı da verdiğime göre artık bu yazıyı bitirebiliriz. Hadi kalın sağlıcakla. 

11 Ocak 2011 Salı

TANRILAR ÇILDIRMIŞ OLMALI HARBİDEN ÖYLE OLMALI!!


Oldum olası bayılırım Yunan mitolojisine, astrologlara, oraya buraya enerji gönderin bakın nasıl düzelir herşey diyenlere, secret okuyupta hasss secret hep yanlış yaşamışız. Bu orospu çocuğu niye şimdi yayınladı ki bu kitabı. Biz de bayaa bi süre yaşadık diyenlere. İnsanlarla tartışmaya dahi girilmez bir konudur. Çünkü kalpten inanırlar. Astral seyahatler, gün yüzü görmemiş kehanetler falan filan zart zurt.

EROS AŞKIN, HADES ÖLÜMÜN AMA O TANRILARIN TANRISI: BEREKET TANRISI

Adamlar ne hikaye yazmışlar zamanında. O zamanlar inanacak ne var ki?? Her olaya bir tanrı bularak resmen tanrılardan bir kabine kurup iktidara çıkarmışlar. Bu zamana bile uzanan hikayesi, üzerine yazılan yazılar, yapılan bilgisayar oyunlarıyla tekme tokat dövebildiğimiz tanrılara hastayım. Yok Zeus şimşekler atarmış, yok Athena çok taş karıymış, Herkül varmış ama Zeus'un insana kayma fantazisinden olduğu için yarım yamalak bir tanrı olmuş. Bunun bizim zamana uyarlaması da var. Bazı ayıp sitelerde bir atın altında bir hatun görebiliyorsunuz. Tamamen iğrenç ama satılmasa üretilmez diye geliyor insanın aklına. Ata bildiğiniz ata muamele yapan bi kadınla evlenebilirsiniz. Eğer geçmişinden konuşurken size "Bir zamanlar bi sevgilim vardı ne güzel koşardı. Safkandı çok asildi" falan derse uzaklaşın derim.

NEPTÜN BU SENE ASLANLARA GİRECEK!! TÜM ASLANLAR SEMAYA DOMALSIN

Çok konuşulan bir konu bir kaç haftadır. Ee yeni yıl geldi artık burçların zamanı. Yok satürn bu sene yengeçlere girecek, satürnün etrafındaki o çember çok can yakacak. Astrologların tabirleri böyle. Her gezegenin bir burca gireceğini söyleyip yok işte satürn aşkın gezegeni, bu sene satürn ikizlere girecek, ikizler her yere her şeye aşık olacak. Bırakın Allah aşkına. Bu meşhur gezegenlerin az olmasıysa tek tesellim. Eğer şöyle 100 tane falan gezegen olsaydı 3 gün falan sürerdi tek bir anlatım. Genelde kız arkadaşınız bunları görüp size biz hiç de uyumlu değiliz çünkü satürn bize girmedi diye gelir. Söylenecek söz yok artık. Sadece dumur olma durumu var.

NUMARANI VERDE SANA ENERJİ GÖNDEREYİM.BLUETOOTH DA AÇIK OLMALI UNUTMA!!

Tüm çakralar açılsın. Açılmadık çakra kalmasın, insanlık aydığınla kavuşsun diye var bunlar emin olun. Yoksa bir seanstan eşek yüküyle para kazanmak için değil. Herşeye pozitif yaklaşın, işte otobüste biri size dayayıp ford yaparsa onun yüzüne bakıp gülün, daha fazla zevk almasını sağlayın.Çünkü hiçbirşeyden nefret etmemeliyiz.Güzelll. O zaman İsmail YK şarkıları dinleyip, izdivaç programlarını izlemek ya da ne bileyim yanımdan geçen "verahregargaeagraegra" diye kendi "Dilleri"ni konuşan, birleşik kaşlı, beyaz gömleki ve tabii ki "KIL DEKOLTELİ" tiplerden nefret etmemeliyim. Belki bundandır bana evrenin yavşakça davranması. Tüm insanlara gülümseyin onları sevin bağrınıza basıp sizi okşamalarına izin verin. Kısacası evren bizden erotik bir gezegen olmamızı istiyor. Buraya kadar sorun yok.Ulan ne felsefeymiş beee dedikten sonra seanslarına katılmak isterseniz bol sıfırlı ücretlerden dolayı vazgeçebilirsiniz. Hani insanlık yücelsin yükselsin diye uğraşıyordunuz??Bir de kartvizitler de yazar Okşasana DAZLAKOVA Reiki Master. Seviyesi var yani bu işlerin.Kimi uzman kimi acemi falan gibi herhalde. Bunları uzman kılan ne? Daha mı az nefret ediyorlar birşeylerden? Hadi onlar sikici ekipten. Peki onların master olduğuna inanlar?? Onlar neden bu tiplere para verip "Hiç birşeyden nefret etme onu sev, bunu sev nutuklarını dinliyorlar.
Bana da gelebilirsiniz. Hem okşarım hem de birşeylerden nefret etmemenizi söylerim. Dinleyip dinlememek size kalmış...

ASTRAL SEYAHATLE GİDELİM BENİM ARAÇ ÇOK YAKIYOR....

Ruhun bedenden ayrılarak berduşluk yapması durumudur kısaca astral seyahat. Ama tabiki bunu da sadece masterlar yapabilir. (Nedense) Aslında merak ettiğim bir konudur. Gider bakarsın her yere. Ohh ne güzel. Ne otobüs çilesi var ne başka bir şey. Öyle çık vücuttan git. As boynuna bi yazı cumaya gittim gelicem tarzı. Ama vücudu güvenli bir yerde bırakmak lazım. Geri dönünce makatta inceden bir sızı duymamak için. Her ne kadar gerçek amına koyiim bi denesen inanırsın deseler de, inanmak istesem de inanılası gelmiyor bana. Bir de gündelik bir şey olması da sakat olurdu hani. Başkasının bilmesini istemediğiniz bir şeyi yaparken yakalanabilirsiniz. Ayrıca sanırım Eva Mendes hanımefendinin banyosu milyonlarca abazan ruhla dolup taşardı. Patronunuz sürekli sizi gözetleme lüksüne sahip olurdu. Ebeveynlerin baskısını söylemeye gerek bile görmüyorum. Düşünün siz iş üstündeyken görünmez bir annenin ne kadar can sıkabileceğini... Belki de gerçek olmaması kaos çıkmamasını sağlıyordur diyorum böyle düşününce..

Bence her insan kendi yolunda, nasıl istiyorsa öyle yaşamalı. Herkes bir nevi kendi felsefesini oluşturmalı ve öyle bir yol izlemeli. Asyanın gün görmedik köyünden at sikici yaşlı bir adamın felsefesiyle değil. Hepinizi pozitif enerjiyle kucaklar, hiçbir gezegenin size girmemesini dilerim...

NOT: Bereket tanrısından ayrıca sözetmedim.Zaten gerek de yok. Sürekli gökyüzüne bakan boyundan büyük asi çüküyle bir çok insanın ilham kaynağıdır o.

KOMŞU?? BANA MI? HAYATIMA MI??


Evinin yakınında oturan insanların ne kadar da önemli olduğunu düşünenlerden değilim. Ama bazen öyle laflar çıkar bu musibetlerden intihar komandosu olup evine 5 çayına gidesin gelir adeta. Tamam evde birşeyler bitince ve acil olarak tedarik edilesi bir şeyse işe yaradıkları oluyor. Ya geri kalanında ne yapar bu insanlar?? Büyük şehirde yaşamama rağmen komşuluk ilişkileri güçlü bir yerde olduğumu söyleyebilirim. Ve çoğu zaman maalesef diyerek. Bu benim yabani olduğumdan değil. Onların fazla "İnsancıl" olmasından...

YANINDAKİ KAÇINCI KIZ BÖYLE AMINA KOYAYIM?? KERHANEYE DÖNDÜRDÜN MAHALLEYİ!!!!

İlk olarak söylenecek söz bu komşular için, bunlar kesinlikle kayıt tutuyor olmalı.Gelen misafirleriniz, eve girerken elinizde olan şeyler, evinizde yaptığınız faaliyetler vs. vs. şeyleri izleyerek hayatlarını sürdürürler.Evinize gelen tüm bayanları hayasızca becerdiğinize emin olmakla beraber eve siyah poşetle soktuğunuz her maddenin uranyum olduğuna inanırlar. Edindiği asparagas haberleri erkekler kahvehanelerde, kadınlar ise vibratör günlerinde paylaşarak inanılmaz tatmin olurlar. Siz ise bir yakınınızın size gelip "Tornavidaya tapmak kötü birşey" ya da "Bir günde 12 kg kokain çekilmez. En azından miktarı düşür be oğlum" demesiyle öğrenirsiniz. Her ne kadar bütün semte tecavüz etme dürtüsüyle yanıp tutuşsanızda genel olarak Allahından bulsunlar yolu seçilmektedir.

BU GÖTÜ HİÇ GÖRMEMİŞTİM... BU KIZ YABANCI OLMALI..

Bütün gün kahvehanelerde oturup ümitsizce okeye dönen beylerin sadece oyunlarına konsantre olmadıkları malum. Eğer dışarıdan dişi bir mahluk geçiyorsa, (insan olması önemli değil sadece kalp atışı olsun yeterli) hele ki güzel bir hatun ise bu mahluk olanlar olur. O anda tüm mekan hayvanat bahçesinde kabuklu çerez atmanızı bekleyen maymunların kafesine döner. Tüm gözler dışarıda ve tabiki hatunun yüzünde değil. Tamam her erkek bunu yapar. Çoğu göz ucuyla. Ama birbirinden cesaret bulan kahvehane halkı gözsel bir tecavüze başlar ve bu dışarıdan bakınca görsel bir faciadır. İşte bu durumda o hatun kişi kız arkadaşınızsa durum hiç iç açıcı değil. Yanınızdaki hatun iyi niyetliyse ya bir şey söylemeden hızlanır ya da "sen onları boşver hadi gidelim" vs. şeyler söyleyerek sizi rahatlatır.Eğer şirret biriyse "Ya öküz gibi bakıyorlar" "Adamlar gözüyle sikiyor beni ohhh yeahhhh" der ve size elinize pompalı tüfek alıp mekanı dağıtmamak derviş sabrı gerekiyor...Benim önerim ise sadece çay ocağına gidip tüm demliklere zehir koymak. Bakın bakalım tüm hamamböcekleri nasıl da zehirleniyor. Sonrası ise daha temiz bir toplum.(Aynı işlem 6 ayda bir tekrarlanmalı)


BİZİM OĞLANIN ELİNDEN HER İŞ GELİR.. BEN EVDE YOKKEN BENİM HERİFLE BİLE İLGİLENİR BİZİM OĞLAN

Her mahallenin yarasıdır bu örnek tipler. Ailesi tarafından övülerek yerel bir kahraman olur adeta. Ve aileniz bir işi yaptırmak istediğinde onu örnek gösterir hep. Hulki öyle hulki böyle diye uzar gider ve belirli bir zaman sonra bu isimi duyunca kırmızı pelerin takan 4 adam tarafından sikilen bir boğa gibi hissedersiniz. Aslında olay sadece Hulki'nin annesinden çıkar. Çünkü o kadında o kadar büyük bir çene vardır ki size çenesiyle tecavüz eder.Zorla inandırır ve Hulki kahraman olur. Sonra siz bu Hulki'ye kafayı takarsınız. Bir kaç ay sonra bir bakarsınız ki ya keştir ya da homo. Bidiklerinizi ailenize anlatmazsınız taa ki o isim tekrar zikredilene kadar. "Ayy ben de Hulki gibi mi oliiim annişko?? Bi kerem o çok demode giyiniyo.." dersiniz ve bir şehir efsanesi daha sona erer.

GEÇEN BAŞIN AĞRIYORDU.. GEÇMİŞ OLSUNA GELDİK...

Zırt pırt gelirler eve bu komşular. Tamam iyi hoş gelin sefa gelin kafa sikin ama biraz da ara verin. Biri ölür gelirler, biri ölümden kurtulur gelirler, hastayken gelirler, öylesine gelirler, geçerken uğrarlar vs. vs. Bir de gelip salak saçma sorularla hayata dair planlarınızı sorarlar. "Eee Ne zamana düğün??" "Nasıl gidiyor işler?" "Var mı sevgilin falan??" "Hangi pozisyonu daha çok seviyosun? Doggy? Misyoner? bacak omuz? ".Sen sadece evime salak saçma bir sebep uydurup geldin diye sana herşeyi söylemek zorundayım öylemi? Aslında içimden hep: Siktir et evliliği sizin şu sarışın yiğeninizle bi deneme turu atayım, performansına bakayım beğenirsem periyodik olarak sikip bir kaç kez kürtaja gitmesine sebep olmak istiyorum" demek gelsede, işler için iyi, kızlar için biz daha evlilik düşünmüyoruz, pozisyon için doggy diyorum. Eğer gerekeni yapmazsanız (bence gelenleri çarmıha gerip bir güzel kırbaçlamak gerekiyor) size değil ailenize tavırlar sergilerler. Böylece eliniz kolunuz bağlı kimseye tecavüz edemeden oturursunuz..

Ev alma komşu al lafı yalan ve lafı çıkartan sevgili eski insanlar bugünleri görecek kadar ileri görüşlü değillerdi. Yani onların zamanında 2,5 km'de bir ev varken, bugün apartmanlarda üst üste, ve tüm evler dip dibe oturuyoruz. Çok insan çok çeşit, çok çeşit çok sorun, çok sorun daha çok cinayet, tecavüz, işkence ve hakaret etme isteği uyandırabiliyor. İyi bir komşu hayatı güzel kılabileceği gibi, kötü bir komşu kendi şehrinize nükleer bir saldırı yapmanıza sebep olabilir. Dilerim Jessica Biel, Eva Mendes gibi komşularım olur ileride. Küllerine muhtaç oliim onların, ev almayayım da onları alayım....Nerdeeee... Camdan ne zaman baksam göçmen İbrahim, Konyalı Hidayet... Yağdır mevlam uranyum diye çaresizce yakarışlarr..

Bir de Bunlara Bakın DERİM!!!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...